İl Padrino Caddebostan

0

İl Padrino çok sevdiğim bir İtalyan lokantası sevgili okurlar. Sevmenin dışında saygı duyduğum bir işletme olduğunu da eklemem gerekiyor.
22 senedir aralıksız gittiğim bu mekanın kurulduğu günden bugüne dek yemek ve servis kalitesinde zerre kadar düşme olmadı, fiyatları her zaman makuldü, dekorasyonu hiç değişmedi, ama hep aynı tazelikte kaldı benim için.

Neyse ki zaman bulup bu güzel lokantayı da anlatma fırsatını yakaladım. (Bir sonra anlatacağım İtalyan lokantasının da Rosario olacağını burada haber vereyim. Koşuyolu’na yakın, lezzetine kefil olabileceğim çok güzel bir mekan orası da.)
İtalyan lokantaları memlekette sevilir ezelden beridir. Şimdi bu noktada durup iyi bir ayrım yapmamızda yarar var.
Pizzacı meselesi ve İtalyan lokantası kafalarda birbirine karışıyor çoğu kez. Ben kendi tanımımı yapayım; çok basit: Sadece pizza veren yere “pizzacı” denir.
Hamur işi (pasta) yemekleri olmayan yere İtalyan lokantası denemez.
Pasta türlerini sunan bir lokanta, aynı zamanda pizza da sunabilir. Buna da her durumda İtalyan lokantası denir.
Bu kısa tanımdan sonra tarih meselesine dönelim: Ben İstanbul’daki İtalyan mutfağının tarihçesini yazacak kadar vakıf değilim konuya, lakin zamanında severek gittiğim Da Umberto artık yok. Kendisi benim ilk göz ağrılarımdandır. Küçük bir mekandı, Feneryolu Hatboyu’ndaydı. İyi işletilmedi ve kapandı diye biliyorum.
Da Umberto’dan daha önce, Harbiye’deki Ristorante Rosa’ya gittiğimi anımsıyorum. Yediklerimin keyfini çıkardığım ilk İtalyan Lokantası orasıydı sanırım. Lazanyası müthişti. Bugün bile tadı damağıma geliyor.

Doksanlı yıllarda Bellini, Spasso gibi pahalı lokantalara gittiğimi ve büyük keyif aldığımı, lakin ailemle gitmeseydim o paraları ödeyemeyeceğimi biliyorum. Bunların yanına Da Mario, Papermoon gibi yerleri de koyun. “Chain” olan Mezzaluna’ları da ekleyin, bugünlerde kentin her yanında İtalyan lokantalarının cirit attığını daha iyi anlayacaksınız. Örnekler çoğaltılabilir: Grissino, Grissini, Bice, Vapiano, Palma D’oro, Giovanni gibi farklı keselere hitap eden isimlerle karşılaşabilirsiniz araştırdığınız zaman.

İl Padrino’ya dönelim. Kısa ve öz anlatacağım:
Yeri Caddebostan İskele Sokak. Caddebostan’daki büyük Migros’u görür görmez sola sapın, yukarı, Bağdat Caddesi’ne doğru çıkın, sol tarafta göreceksiniz.
Yaz günlerinde dışındaki kısımda, açık havada oturabilirsiniz. Son derece keyiflidir. Ama az sayıda masa var. Dışarıda oturmak istediğiniz zaman rezervasyon yaptırmanızı öneririm.
İçerisi çok daha büyük bir salondur, hemen her zaman yer bulunur. Oturduğunuzda duvarlardaki posterler dikkatinizi çekecek. Ağırlıklı olarak Amerikan sinema ikonlarının yer aldığı fotoğraflar duvarları kaplamış durumdadır.
Mekanın ismi “Baba” filminden gelmektedir. Marlon Brando’nun “Godfather” filminin İtalyanca uyarlaması olan “İl Padrino” kullanılmıştır.
İçerisi bir İtalyan lokantasına uygun dekore edilmiş olsa da, bana kalsaydı ben masaların üzerine kırmızı-beyaz kareli örtüler sererdim. Burada amerikan servis mantığı hakim. Bu da benim pek sevmediğim bir yaklaşım.
Garsonlar müthiştir burada. Hep güleryüzlü, her daim hızlı ve bilgilidirler. Hepsine tam not veririm.
İl Padrino’ya geldiğimde mutlaka dana carpaccio yerim. Pek lezzetlidir. Etler incecik kesilmiş, rokalar taze, parmesan peyniri tam kıvamındadır. Üzerine biraz kara biber döküp kendimden geçerek yerim.
Ana yemek olarak gnocchi sevdiğim bir tercihtir. Yumuşacıktır, ama dağılmaz. Tam kararındadır. Asla lastik gibi değildir. Sosu nefistir.
Bazen deniz mahsülü risottosu söylerim. Yanında beyaz şarapla çok iyi gider. Dondurulmuş deniz mahsülleri kullandıklarını sanmıyorum. Ama kefil olamam.
Penne Arabiata sipariş ettiğim de olur. Tadı son derece güzeldir.
İl Padrino’da pizza çeşitleri de bulunmaktadır. Hemen hemen bütün klasik pizzalara rastlayabilirsiniz burada. Ben pizzaların kraliçesi Margarita’dan şaşmam. En sevdiğim pizzadır.
Tatlı olarak tramisu yiyebilirsiniz. Orta karar bir lezzeti var, ama bu kadar tuzlu yedikten sonra iyi gelecektir.
Asla yüksek hesap ödemezsiniz burada. Adam başı 50 TL civarında gelir.
Bir süredir İl Padrino’nun Ataşehir’de de bir şubesi var. Aynı kompleks içinde Küp Kebap ve Çeşme Dalyan Balıkçısı ile birlikte hizmet veriyorlar. (Hepsi aynı kişiye ait). Ben yine de Caddebostan İl Padrino’dan şaşmam. Onun yeri ayrıdır.
Kaliteli ve hesaplı bir İtalyan yemeği ziyafeti çekmek istiyorsanız, İl Padrino’ya mutlaka gidin derim sevgili okurlar. Mutlu ayrılacaksınız.

İskele Caddesi No: 8/C Caddebostan
İstanbul Tel:0216 385 93 19 Faks:0216 359 01 68

E-posta: ilpadrino@ilpadrino.com.tr ;

Share.

About Author

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

Leave A Reply