Privato Cafe

Privato Cafe

SERPME KAHVALTI MESELESİ

Sevgili dostlar, son dönemin en önemli yükselen değerlerinden birisi olan “serpme kahvaltı“nın bol çeşitli, rengarenk ve her telden çalan “mehter marşlı” dünyasıyla siz de tanışmışsınızdır diye tahmin ediyorum. Türk toplumunun çoğunlukla bu ritüelden keyif aldığını bilecek kadar gezdim dolaştım diyebilirim.

Serpme kahvaltıların dolu dolu sofralarında, peynir, şarküteri, reçel, bal kaymak, pişi, bazlama, gözleme, zahter, muhammara, menemen karışık bir alem içinde, şehrimizin insanları en iyi, en güzeli bulmaya çabalıyorlar yaklaşık yirmi senedir.

Bendeniz bu konuyla ilgili oturup bir seçki hazırladım geçenlerde. Sevdiğim kahvaltıcıları derledim sizler için. Düzenlediğim bu dosya Pegasus Havayolları‘nın dergisinin Ocak ayı sayısında yayınlacak.  Ardından daha kapsamlı bir dosyayı yine aynı ay içinde burada sizlerin beğenisine sunacağım.

Uzun zamandır gündemde olan farklı sorunların yanıtını da bu şekilde buldum diyebilirim:

  • İstanbul’un En İyi Kahvaltıcıları Hangileri
  • En iyi Serpme Kahvaltı Nerede Yenir
  • En iyi İstanbul Kahvaltıcıları Kimlerdir

Bu araştırmam esnasında denk geldiğim ve beni çok şaşırtan bir mekandan bahsedeceğim bugünkü yazımda sizlere. İsmi Privato Cafe.

YÜKSEKKALDIRIM’IN EN ŞAŞIRTICI MEKANI: PRİVATO CAFE

İstiklal Caddesi‘nden kıvrılıp Kuledibi’ne doğru inerken Yüksekkaldırım dediğimiz bölgede rastlarsınız Privato Cafe‘ye. Ana caddeye bağlanan bir yan sokaktadır kendisi. Sakin ve yoğun bir lokantadır yaklaşık ondört senedir.

İnsan Privato Cafe’nin huzurlu atmosferinde güzel bir müzik eşliğinde, belki de yaşamı boyunca mideye indirdiği en şaşırtıcı kahvaltıyı deneyimleme fırsatına sahiptir. İşte işin sürprizli yanı budur sevgili dostlar.

Mekan orijinal yerine sığmayınca genişleme yoluna gitmiştir. Bilinen dükkanın tam karşısındaki iki yer de kiralanmış, bu şekilde karşıdaki iki binanın arasındaki sokak Privato’nun masalarına rahatlıkla ev sahipliği yapar hale gelmiştir.

İşin büyülü yanlarından bir tanesi de budur. İstiklal Caddesi’nin dibinde açık havada mükellef bir kahvaltı sofrası donatma şansına sahiptir buranın müşterileri. Bana kalırsa bu durum, bulunmaz bir nimettir bu bölgede.

Demem o ki, Privato Cafe‘ye gittiğinizde, bir de hava güzelse, benim gibi yapın dostlar. Açık havada bir masa kurdurun, çayınızı alın, gelen geçene bakıp hayatın anlamını düşünün!

HİÇBİR KAHVALTI BURADAKİ KADAR ŞAŞIRTMADI BENİ

Tahmin edersiniz ki bu kulunuzun damağı pek çok kahvaltı sofrası ile iştigal etti bugüne dek. Karşısına çıkan nice, “serpme” “a la carte” , “brunch” türü kahvaltının içinde debelendi durdu. Tam artık kendisini hayretlere düşürecek bir kahvaltı ile karşılaşamayacağını düşünürken, birdenbire Privato Cafe‘nin önünde buldu kendini.

Privato Cafe

Privato Cafe

Mekanın sahibi Hıdır Ekşi yaradılış itibarıyla çok iddialı bir insan. Keyifli sohbetimiz esnasında görüşlerini çok açık ve net bir şekilde benimle paylaştığı için, ben de aynı şekilde sizleri bilgilendireceğim.

Öncelikle hiçbir şekilde endüstriyel, ya da kendi deyişiyle “fabrikasyon” üretime girmiş gıdalar bu sofrada yer almıyor. Hepsi yöresel, bölgesel Privato’nun serpme kahvaltısını oluşturan ürünlerin. Hemen hepsi Anadolu’nun farklı yerlerinden, evlerinde, ya da küçük işletmelerinde üretim yapan kişilerden tedarik edilmiş.

Bitlis’ten getirdikleri şekersiz bal müthiş mesela. Kıbrıs’tan köy hellimi alıyorlar ve bana kalırsa, bugüne kadar yediğim tüm hellimlerden daha iyi. Adapazarı’ndan getirdikleri ev sucuğu ise oldukça lezzetli.

Privato Cafe

Privato Cafe

Hemen bir parantez açalım Giresun menşeli fındık ezmeleri için. Elde ezilen bu muazzam yiyecek insanı kendinden geçirecek kadar lezzetli. İçinde fındığın taneleri ve dokusu hissediliyor. Bundan bir kavanoz alıp kaşıkla yiyecek kadar beğendim.

Privato Cafe

Privato Cafe

Tereyağda Trabzoncu bir insan olduğumu tanıyanlar bilir. Burada yediğim Rize Ovid yaylası tereyağı görüşlerimi bir miktar sarstı desem yeridir dostlar. Mis gibi kokusu, kararında tuz oranı ile aşık oldum bu sarı(!) tereyağa.

İnsanımızın “kokuyor yemem” dediği kuzu ve keçi etleri ve ürünleri benim için kutsaldır. Bunu da bilen bilir. Tıpkı kuzu pirzolası yemeyen insana güvenmediğim gibi, keçi yoğurdundan hazzetmeyenleri de gönlümden ırak tutarım. Privato’da yediğim tuzlu keçi yoğurdu bugüne kadar yediklerim arasında en muhteşemiydi. Açık ve net yazıyorum buraya.

Bige’den getirdikleri Ezine peyniri, Elazığ keçi tulumu, Bandırma Gönen köy peyniri, Diyarbakır örgü ve çeçil peynirleri de on numaraydı diyebilirim. Çok iyi bir seçkiyi bir arada bulmanın mutluğunu yaşadım yerken.

Çiğ ıspanaklı gözlemeleri damağımda güller açtırdı resmen. Tatlı ve peynirli pancake’lerini lezzetli buldum. El ezmesi avokadoları, Adapazarı’nda çerkez bir ailenin üretimi acukaları, Bafra’dan gelen manda kaymakları, aile yapımı ceviz reçelleri, Kazdağları’ndan gelen zeytinleri… hemen hepsi insanın başını döndüren cinstendi.

Özellikle Bitlis’ten gelen balı, Bafra manda kaymağı ile karıştırıp ev yapımı, genetiğiyle oynanmamış buğday ekmeklerine sürüp yediğimde benden mutlusu yoktu dostlar.

KAHVALTININ PROFESÖRÜ İLE TANIŞTIM

Bu ülkede etin balığın profesörleri varsa, hiç şüphesiz kahvaltının da uzmanları olmalı. İşte Hıdır Bey’in benim için yeri bundan böyle bu şekilde.

Son sözümü sakin sakin kaydedin aklınıza: Bugüne dek Privato Cafe’de kahvaltı etmediyseniz, bana gelip de “serpme kahvaltı” konusundan bahsetmeyin…

Deneyin, bana duacı olacaksınız!

Privato Cafe
Şahkulu Mahallesi, Galata Galip Cad.,
Tımarcı Sok. 3/B, 34420 Beyoğlu/İstanbul
Tel: 0 212 293 20 55

1 Yorum

  1. Ruhtan Aksar

    Yazılarınızı ilk kez geçen hafta okudum, genel olarak beğenilerimizin çakıştığını ve ülkedeki vasatlaşma ve damak zevki, yemek-mekan kültürü ile ilgili irtifa kaybı konusunda hemfikir olduğumuzu gördüm. Listenizde daha önce denemediklerim içinde ilk ziyareti Privato ile yapayım dedim, veee maalesef büyük düş kırıklığına uğradım. Yağı emmiş pancake’leri, aynı biçimde yanmış ve yağlı börekleri, Hıdır bey’in bir telaş ve heyecen fırtınasını masaya dalga dalga yayarak fırından daha yeni çıkmış ekmeği elleri ile koparmak isterken hamur ederek parçalayıp ikram etmesi (temizliğe güvenmek isteseniz de gözlerinizin önünde sıcak bir ekmeğin mıncıklanmasının estetik, gusto ve mide açısından yarattığı duygular), 2 kahvaltı fazla geleceği için tek bir kahvaltı isteyeceğimizi ama alakart seçimler de yapacağımızı anlatmaya çalışırken kafamıza çakılan “2 kişiye 1 kahvaltı servis etmiyoruz” amatörlüğü mü diyelim, kabalığı mı (sürecin sonunda o saniye kalkmadığıma pişman oldum), reçel ile uzaktan yakından ilgisi olmayan sulu meyve şeysileri mi, şekersiz reçel yapmanın yöntemleri vardır, o “şeye” dünyanın herhangi bir yerinde reçel denmez şahane ülkem dışında… hangisini yazayım şaşırdım. Evet dışarıdan gelen ve serçelere layık büyüklükte servis edilen malzemeler belli bir kalitenin üzerindeydi; ama misal peynirlerin daha güzelini uzağa gitmeye gerek yok Kadıköy çarşıda Ecevitler ve Altınoluk’da bile bulabilirsiniz. Velhasılı gusto erozyonundan nasiplenen ya da yaşı itibarı ile zaten o ortama doğduğu için gustodan nasiplenmemiş kuşaklarla, daha iyisini bilmedikleri için hayran olabilecek turistler için enteresan olabilir; ancak yakıştırdığınız ya da abarttığınız düzeyde bir mekân değil. Zaman zaman kol böreği yemek dışında bu ülkede dışarıda kahvaltıya gitmem genellikle, zira % 95 mutsuz olacağımı bilirim, maalesef yine öyle oldu. Size güvenerek eşimi yol boyunca bol miktarda gazlayarak ta karşı yakadan sabah sabah getirmiş olmam da cabası. Neyse efendim, belki siz çok iyi bir gününe ben de kötü bir gününe denk geldim diyeceğim ama benim deneyim hazinem, görgüm vesairem içerisinde bunu söyleyebilmem de epeyce zor. Şu “şaşırtıcı” , şehrin en iyisi filan gibi betimlemelerinizi gözden geçirmeniz için mesela 700 Gram’ı ziyaret etmenizi önererek satırlarıma son vereyim. Sonuç: İst’da ilk 5’e giremez. Privato’nun haricinde genel olarak blog çok başarılı, tebrikler. Saygılar, Sevgiler.

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This