Son dönem meyhane keşiflerimden en parlak olanlarından birisi için ufak bir parantez açmak istiyorum sevgili dostlar: Eleos Restaurant! Son günlerde, Elmadağ Meyhanesi, Giritli gibi yediğim hemen her yemekten memnun kaldığım mükemmel işletmelerden birisi de işte bu meyhane. Az bulunur cinsten mezeleri, Sarayburnu’na bakan harikulade duruşu ve iyi fiyatlarıyla bu blog’da yer alması gerektiğine inandığım bir lezzet durağı.

Orijinali bendenize çoğu kez ters gelen Yeşilköy coğrafyasına denk düşmekte olan bu güzide keşfimin bir şubesi olan Beyoğlu mekanında iki defa bulunduktan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. İlk gidişimde çok keyif almıştım. Hem içimi açan bir sohbet vardı, hem de yemekler çok güzeldi. Emin olmak için bir defa daha gitmem, bir şeyler daha tatmam, etrafa biraz daha alıcı gözlüyle bakmam gerekiyordu. Ben de bunu yaptım geçen hafta. Sonuç ise mükemmeldi.

Hiç vakit kaybetmeden yorumlara geçmek, tek tek yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Nasıl gidilir? Kendi dünyama göre anlatmam gerekirse, hayatımın bütük bölümünü geçirdiğim Asmalımescit’ten Beyoğlu’na çıkıp tam karşımda gördüğüm Hidivyal Palas’a dalarak, ikinci kata çıkmam suretiyle ulaştım Eleos’a. Taksim Meydanı’ndan Tünel’e giderken 231 numaralı binayı gördüğünüz zaman Eleos’a geldiniz demektir.
Bu güzergahta bulunan binaların sürprizli iç dünyası Hidivyal Palas’ta da karşınıza çıkıyor. 5-6 katlı binaya giriyor, ikinci kata çıkıyor, sonra birdenbire nefeslerinizi kesen bir Boğaz manzarası ile karşılaşıyorsunuz. Üstelik de bu manzaraya kocaman bir terastan bakma şansınız var. Ben oldum olası Kızkulesi, Sarayburnu, Ayasofya ve Süleymaniye’nin birbirine karıştığı, camilerin kurşuni kubbeleri ile denizi yaran Şirket-i Hayriye vapurlarının aynı karede yer aldığı bu manzaranın hastasıyımdır. Eleos’un tepeden denize bakışı bir iki dakikalık saygı duruşunu hak ediyor bu anlamda.
Unutulmaması gereken bir mesele var. Eleos manzara anlamında sigara içenlerin ödüllendirildiği bir mekan. O muazzam görüntüye bakan kısım, aslında üzeri kışlar için kapatılmış bir teras ve burada sigara içilebiliyor. Rezervasyon yaptırdığınız zaman mutlaka “sigara içilen” yerden istemeniz gerekiyor. Aksi takdirde içeride, manzaradan mahrum kalarak oturursunuz. Kapalı mekanı seksen, terası otuzbeş kişilik. Yani aynı anda yüz kişinin üzerinde bir ağırlama kapasitesi var.
Mekana yazın gitmediğim için yorum yapamıyorum, ama bu güzelim terası, üzeri açık, kesintisiz bir şekilde Sarayburnu’na bakarken hayal ediyorum. İnanılmaz bir keyif olmalı bu, Dolayısıyla yazın da gidecek, akşamüstü yedi gibi, buradan Kızkulesi’ne bakarak rakı ve beyaz peynir eşliğinde şehri dinleyeceğim mutlaka. Bu yaşlı kentin anlatacağı bir şeyler olmalı bu terasa.
Eleos, kendi iddiasına göre Rum meyhane kültürü ile Ege ot ve deniz mahsülü mutfağını sentezlemiş ve üzerine Ermeni mezelerini ilave ederek bu lokantanın yemek seçkisini oluşturmuş.
Gelelim yemeklere:

Soğuk mezelerden yengeç salatasına bayıldım. Her insan evladı bu güzelliğin tadına mutlaka bakmalı diye düşünüyorum. Tamamen taze. Hafif körili sosu ise asla ve asla ağır değil. İnsanın yüzünde gülücükler açtıran cinsten bir lezzet.

 

423452_10150608231801547_696936546_9116514_813555724_n

Fava ve patlıcan salatası her meyhanede sipariş ettiğim mezeler olduğu için burada da söyledim. Kendimi yerden yere attım diyemem tatlarına baktığım zaman. Ama ortalamanın üzerinde, ağırbaşlı, insana dokunmayan, sevimli mezeler. Asla yıldız değil, ama sizi üzmeyeceğini garanti edebilirim.

İkram olarak masaya gelen kabak kızartma için bir es vermemiz gerektiği kanaatindeyim, zira her yerde yediğimden farklı bir tadı olan bu yemeği, gerçekten çok beğendim. Seviç Meyhanesi ve Todori’de sık sık sipariş ettiğim kabak kızartmanın Eleos versiyonunun içinde tadı iyice hissedilen bir peynir lezzeti olduğunu söylediğimde şaşırmayın. Çok kıvamında bir eklenti olmuş bu. Mucidini can-ı gönülden tebrik ediyorum.

Levrek marin ve yine ikram olarak getirdikleri istridye mantarı da sipariş edildiğinde insanın yüzünü kara çıkarmayacak, rahatlıkla mideye indirilebilecek seçimler. Beyaz peynir de tam rakıyla gidecek cinsten mis gibi kokuyor.

Ama esas süpriz, kırmızı biberin içine doldurulmuş olarak gelen tulum peyniri sevgili dostlar. Gerçekten, benim gibi kırmızı biber fanatiği olmayan, hatta kimi vakitler uzak durmaya bile gayret eden bir şahıs için bile vazgeçilmez bir lezzet olabilecek bir eser bu. Eleos’a giderseniz bu dolmadan mutlaka sipariş edin derim. Üzerindeki hafif zeytinyağıyla birlikte damağınız bayram edecektir.

Ben iki gidişimde de ana yemek sipariş etmedim, zira -artık bunlara “ara sıcak” mı dersiniz bilmiyorum- sıcak mezeler insanılmaz lezzetli ve doyurucu Eleos Meyhanesi’nde. Yediklerimiz sırayla saymam gerekirse:

Saganaki
İstakoz Kavurma
Kalamar Izgara
Ahtapot Izgara
Karides Güveç

424518_10150608233071547_696936546_9116521_1325891060_n 421249_10150608232521547_696936546_9116518_459356803_n 421944_10150608254206547_696936546_9116561_499786159_n 424891_10150608254591547_696936546_9116562_1156251428_n (1) 420767_10150608339111547_696936546_9116800_1729403016_n 424891_10150608254591547_696936546_9116562_1156251428_n 423452_10150608231801547_696936546_9116514_813555724_n

 

Bunların hepsi gerçekten olağandışı yemekler sevgili dostlar. Ama bir sıralama yapmak gerekirse ilk sıraya mutlaka istakoz kavurma dedikleri o muhteşem yemeği koymak isterim. Ağızda dağılan, pamuk gibi bir tadı var bu güzelliğin. Çatal çatal yemek istiyor insan. Kolesterol hastaları Lipitorlarını alıp istakoz kavurmanın tadına baksınlar mutlaka. Beş yıldız verdiğim bu yemeği düşündükçe hala ağzım sulanıyor.

İkinci sıraya kalamar ızgara -ki bugüne kadar yediklerimin en iyisi, ama istakoz ızgaranın gölgesinde kalıyor-, üçüncü sıraya saganaki, dördüncü sıraya karides güveci, sona ise ahtapot ızgarayı koyarım bana kalırsa.

Midye saganaki her zaman için nefis bir seçim olacaktır. Açık konuşmak gerekirse bendeniz, ekmeğimi, adından da anlaşılacağı üzere sahanda gelen bu nefis kavurmanın peynirli sosuna şamadıra yapmak suretiyle tabakta hiçbir damla kalmaması görevini genel olarak üstlendim.

Meyve ve tatlı faslına gelince, inanılmaz bir sunumla getirdikleri meyve tabağına tam not veriyorum. Tabakta yerine tenecerede demeliyim aslında. Buza yatırılmış meyvelerin üzerinde bir de nane likörü dolu küçük şişe oluyor. Çok şirin. Bu sunuma gerçekten şapka çıkartıyor insan. Tatlı olarak ise sufle ve doldurmalı irmik helvası yedik. Güzeldi.

Netice itibariyle Eleos, yeme içme tutkunlarının eğer henüz gitmedilerse mutlaka ziyaret etmeleri gereken, her şeyi tadında sunan, bazı yıldız yemekleri ile insanın gönlünde taht kurabilecek bir meyhane. Sadece yemeklerin lezzeti değil, manazarası da muhteşem. Ayrıca garonların servis kalitesi, deneyimi güleryüzlülüğü de insanı rahat ettiriyor. Ahtapotun görüntüsüne bakıp kafamız biraz iyiyken “Bu canlı mı?” diye soruğumuz genç garson, “Abi bunların hepsi bir zamanlar canlıydı” diye cevap verdi. Çok güldük.

Eleos’a gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Mutlaka rezervasyon yaptırmayı ve “sigara içilen” yerden ayırtmayı unutmayın.

Fiyatlar ise bana kalırsa çok makul. Nevizade ve Sofyalı cenahlarındaki standart meyhanelerde yediklerinizin kat be kat daha iyisini yiyip aynı fiyatı veriyorsunuz. Fiyat performans olarak bugüne kadar gördüğüm en iyi yerlerden birisi.

Unutmadan, bir ufak parantez de yemekten önce ikram ettikleri Uzo shot’lar için açalım. Bayıldım!

İstiklal Cad.No:231 K:2 Hıdivyal Palas Tünel / Istanbul
0 212 244 90 90 – 663 39 11 – 573 68 28

http://www.eleosrestaurant.com

Yazar Hakkında

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This