Elmadağ Meyhanesi

1 Shares
1
0
0

Sevgili okurlar, bu satırları, muhteşem bir yemeğin ardından, sıcağı sıcağına paylaşıyorum sizlerle. Yedi senedir aralıksız görüştüğümüz ve “Ayılar” adını verdiğimiz meyhane topluluğumuzun Ocak ayı organizasyonu için seçtiğimiz Elmadağ Meyhanesi’ne üçüncü defadır geliyorum. Açık söylemem gerekir ki, bu mekanın her seferinde daha da kendini geliştirmiş olduğunu görmekten büyük mutluluk duymaktayım. Dolayısıyla, yine bazen yaptığım gibi, aslında en sonda söylemem gerekeni ilk satırlarda sizlere aktarıyor olacağım: Elmadağ Meyhanesi muhteşem bir mekan. Kaçırılmaması gereken bir yer. İstanbul’un kuşkusuz en iyi meyhanelerinden biri.

Meyhane meselesi söz konusu olunca, bazı farklı kriterleri göz önüne almak gerekir diye düşünenlerdenim. Sözgelimi, meze kalitesi, eğer varsa müzik kalitesi, fiyat / perfomans oranı gibi konuları incelemek gerekiyor bir meyhaneyi ele alırken. Çok net bir gerçek var benim için: Favori mekanım daha önce de yazdığım gibi Asmalı Cavit’tir. Servis, mezeler, lokasyon, ambiyans, her şey çok iyidir orada.
Öte yandan Cankurtaran’daki Giritli de büyük bir yıldızdır meyhane konusu açıldığı zaman. Yazları ziyaret ettiğimiz bahçesi, tarihi kışlık mekanı, inanılmaz kalitedeki Ege mezeleri, bu meyhaneyi kuşkusuz en iyiler arasına sokmaktadır.
Unutulmaması gereken anıtsal bir meyhane de Yedikule’deki Safa Meyhanesi’dir. Bu mekanı hem mezeleri, hem de lokasyonu büyülü kılmaktadır. Yedikule Zindanları’nın hemen dibinde, insanı girdiğinde büyüleyen bir dekorasyonu ve atmosferi vardır. (Tahmin edebileceğiniz gibi, hem Safa , hem de Giritli daha sonraki yazıların konusu olacaklardır.)
İşte, sevgili okurlar, dün akşamdan sonra sevinerek belirtmek isterim ki, olağanüstü meyhaneler listesine ilave edecek bir mekanımız daha var artık. Elmadağ Meyhanesinin kalitesini kelimelerle anlatmak zor olduğu için, daha önceki uygulamalarımdan farklı olarak birkaç tane fotoğraf paylaşmak istiyorum öncelikle. Yediklerimizden bazılarını (pancar otu, haydari, börülce, yeşil zeytin, şakşuka, havuç taraması) ve Ayılar grubunun tabak süsleme dalında en büyük ustası olan Yener’in tabağını aşağıda görebilirsiniz:

DSC07228

DSC07223

DSC07237

DSC07227

DSC07224

DSC07231

DSC07238

Elmadağ Meyhanesi’nin yukarıda sözü geçen mekanlardan önemli bir farkı var. Meyhane dünyasında hoş görülmeyen, ama buraya inanılmaz yakıştığını az sonra anlatacaklarımdan da çıkarabileceğiniz müzik meselesi. Bu meyhane inanılmaz bir müzikle başınızı döndürüyor sevgili okurlar.

Şimdi bazılarınızın Galata Meyhanesi adı verilen yerden söz açacağını ve buradaki müziğin kalitesinden bahsedeceğini de adım gibi biliyorum. Dolayısıyla siz söylemeden ben cevap vereyim: Galata Meyhanesi gibi, daha telefonda konuşurken ve hiçbir şey söylemeden “Sadece erkek almıyoruz, bayan var değil mi yanınızda?” gibi konuşmalar yapan bir meyhane müsveddesi ile ilgili, bu blogda asla ve asla bir yazı çıkmayacaktır. (Bu ilk ve son paragraftır). İsterse dünyanın en iyi müziğini yapsınlar, buraya gitmeye değmez.

Şimdi gelelim Elmadağ Meyhanesi’nin güzelliklerine:
Öncelikle, Elmadağ Meyhanesi’nin inanılmaz merkezi bir konumu var. Elmadağ’da Divan Oteli’nin hemen yanında. Bilmem tarif etmeme gerek var mı?
Mekanın önünde otoparkı var. Burayı kullanabilirsiniz, ya da en yakın yer olan Ceylan Oteli’nin arkasındaki İspark’a koyabilirsiniz. Tabii ki, meyhaneye giderken insan araba kullanmamalı dememe gerek yok herhalde.
Mekan popüler bir meyhane olduğu için, özellikle haftasonları giderken mutlaka rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Bizim dün yaptığımız ziyarette üç masaydık, ama İBB’nin yaptığı kıyamet duyuruları (KAR) sebebiyle her yerin boş olduğunu vurgulamalıyım. Sonuçta gece kar yağmadığı için, meyhaneden çıktıktan sonra hayatımızın en rahat yolculuklarını yaparak on dakikada evimize ulaştığmızı da belirtmeliyim.
Dekorasyon çok şirin, insanın içini ıstan bir sıcaklığı var. Masalar tıkış tıkış değil. İnsanlar üst üste çıkmıyor. Onbeş kişilik gruplar bile rahat rahat hareket edebiliyorlar. Duvarlarda bir sürü resim ve fotoğraf var. Mekana havasını veren özelliklerden bir tanesi de bu kalabalık duvar dekorasyonu. Bir de küçücük sahnesi var Elmadağ Meyhanesi’nin. Burada sizi mutlu eden harika bir müzik icra ediliyor.
Mekanın sahibi Pürlen Kurtböke. Çerkez geleneğinden gelen bir ailenin ferdi. İşinin başında duran, işinin düzgün yönetilmesini sağlayan başarılı bir işletmeci.
Tıpkı Giritli gibi, burada da yemekleri seçerek yemek mümkün değil. Fiks menü uygulaması var. Limitsiz içki seçerseniz adam başı 95 TL ödeyeceksiniz.
Yemekler konusunda söylenecek bir söz yok. Fava, Pancar Otu, Havuç Taraması, Zeytinyağlı Dolma, Börülce, Haydari, Şakşuka, Pilaki,Yeşil Zeytin, Beyaz Peynir geliyor önden. Anlatılması güç bir lezzet girdabının içinde buluyorsunuz kendinizi. Yeşil zeytini çok beğendiğimi söylemem lazım. Fava, börülce ve şaşukaya da tam not veriyorum. Ama hepsinin ötesinde pancar otu denen bir başyapıtla karşılaştım burada. Bunu söylemeden olmaz.
Arada mevsimine göre küçük balıklardan getiriyorlar. Tadımlık. Ayrıca ada böreği adında muhteşem bir lezzet de getiriyorlar. Bu ada böreğini tavsiye ediyorum. Damaklarınız bayram edecek.
Biz ana yemek olarak köfte yedik. Tepeleme yığılmış şekilde masanın dört bir köşesine getirdiler. Çok beğendik ve bir tur daha söyledik. Pek keyifliydi.
Yemek için söylenecek bir şey yok. Her lokmanın tadını çıkartarak yedim açık konuşmak gerekirse. Rakıyla beraber pek de güzel gitti. Çıktığımızda hava çok soğuktu, ama ben hiç üşümüyordum.
Esas parantezi müzik için açacağım sevgili okurlar. Başta yazdım; meyhane dünyasında müzik, ya da bilinen adıyla “fasıl” pek hoş görülmez. Eskiler meyhanede müziğin işi olmadığını, insanların bu mekanlara sohbet edip çatal ucuyla meze yemeğe ve iki tek atmaya geldiklerini söylerler. Asmalı mescit mıntıkasındaki hiçbir iyi meyhanede müzik göremezsiniz. Fasıl yapılan yerlerde ise, ki buna en iyi örnekler Kumkapı bölgesinde karşımıza çıkar, bir grup çingenenin masaları dolaşıp sizden bahşiş istemesi şeklinde bir müzik adeti vardır ki, kanaatimce bu çok sıkıntılı ve keyifsiz bir uygulamadır. Elmadağ Meyhanesi ise,Türk Sanat Müziği ile klasik meyhane kavramını çok iyi harmanlamış gibi geldi bana. Müzik gerçekten çok kaliteli. Münir Nurettin, Selahaddin Pınar, Saadettin Kaynak gibi bestecilerin eserlerinden oluşan çok iyi bir repertuar çıkıyor karşınıza. Çok güzel söylüyorlar ve her şeyden önemlisi bunu sahnede yapıyorlar. Masalara gitmek gibi bir adet yok. Programları üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm TSM, ikinci bölümde birkaç tango ve dansa yönelik parçalar da çalıyorlar ve nihayet istek parçaları ile bitiriyorlar. Burada Tanju Okan’dan bile söylediklerini gördüm ve çok hoşuma gitti.
Neticede söylemek istediğimi en başta söyledim aslında. Elmadağ Meyhanesi nadir bulunan güzellikte bir lokanta. Burası meyhaneperver okurlar için önemli bir buluşma noktası olmalı bence…

Elmadağ Meyhanesi

Cumhuriyet Caddesi
Pak Apt.6/C
Elmadağ (Divan Oteli Yanı)
Taksim-İstanbul

0 212 241 03 20- 23

info@elmadagmeyhanesi.com

1 Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

Birtat Et Lokantası

Gün geçmiyor ki yaşadığım kente ne kadar yabancı olduğumu bir defa daha göreyim. Puslu bir gecede, Selimiye kışlası…

Mezze&Bar by Murphy’s

İnsan doğma büyüme Fenerbahçe‘li olunca, Marina’nın, kotra limanının, bu coğrafyada açılıp kapanan mekanların tarihçelerini de az buçuk biliyor;…

Karaköy Lokantası

Bahar geldi artık. Havalar güzelleştiği ve ısındığı zamanlarda tüm enerjisini kaybeden bir insan olarak, bu sene ilkbahar-yaz dönemlerini…

Seviç Meyhanesi

Bazen, bazı meyhaneleri yazmak için, siyah-beyaz, kocaman fotoğraflar koymalı insan, “ince belli” bir rakı bardağı olmalı elinde ve…

Asmalı Cavit

“İstanbul’un en iyi meyhanesi neresi?” diye sorulsa, vereceğim yanıt kuşkusuz, hiç düşünmeden “Asmalı Cavit” olur. Pek çok otoriteye…

Safa Meyhanesi

Bazı mekanlar vardır, ne yediğiniz içtiğinizden bağımsız olarak içine girdiğinizde sesiniz soluğunuz kesilir, bir anda nefes alamayacak hale…