Sıkıntılı, depresif, insanın üzerine üzerine gelen şu boğucu kent yaşamı içinde bir vaha arar bazen insan. Nadide bir değer, kendisini sorunlardan koruyacak bir sığınak, dünyanın dertlerini unutacağı bir siper arar yaşama karşı kişioğlu. Bilirsiniz, lokantaları bir bütün olarak ele alırım bendeniz. Harika bir yemek olup da servis berbat oldu mu, ya da süper garsonlar çalıştırıp, korkunç bir ambiyans yaratıldı mı, bu çelişkileri yazarım mutlaka. Çelişkiler önemlidir bu ülkede yaşıyorsanız. Bizi zenginleştirdiği, “bizi biz yaptığı”, “doğu-batı sentezi” olmanın doğal sonucu olduğu söylenir bunların. Ama insan bazen çelişkisiz yaşamak ister. Sakin sakin, tam not vereceği, her açıdan kendisini tatmin edecek bir mekanın hayalini kurar. Siz de bilirsiniz, şöyle her gereksinime karşılık veren, mükemmel bir lokanta bulmak zordur bu şehirde. İlle de bir eksiği veya gediği, insanın gözüne batan bir sorunu ya da sıkıntısı vardır tüm işletmelerin.

Yazarlığın en büyük hatalarından birini yaparak, daha yazımın başında, aslında en sonunda vermem gereken mesajı ortaya döküyorum belki, ama elden gelen pek fazla bir şey yok sevgili dostlar. Giritli Restoran, yaşadığımız çevrede çok az karşımıza çıkan “dört dörtlük lokanta” fikrine bir örnek bana kalırsa. Bu işletme, doğal olarak her türlü övgüyü daha ilk satırdan hak ediyor. Pozitif, hep iyiyi görmeye çalışan, Polyannacı ve hatta yalaka bir şahıs olduğumu düşünenler bu yazıyı okumaya hiç zahmet etmesinler derim, zira son satırın son kelimesine kadar bu lokantanın ne kadar güzel olduğunu, yemeklerin lezzetini, ortamın harikuladeliğini ortaya döken ifadeler ve satırlarla karşılaşacaklar kendileri. Bana her gidişimde bu şekilde hissettiren bir lokanta için ne söylesem az, diye düşünüyor ve değerlendirmeme başlıyorum:

1- Ulaşım:

Giritli, Ahırkapı bölgesinde, Armada Otel’in hemen yanına düşen konumuyla ulaşımı son derece kolay bir mekan. Sahil yolundan geliyorsanız, Sultanahmet’e çıkar gibi sapacaksınız. Hatta anlayanlar için, “Dede Efendi” tabelasını görünce hemen sapın, sonra ilk soldan ilerleyin tam önüne çıkacaksınız, diyebilirim. Eğer Sultanahmet istikametinden geliyorsanız ise, sarayın önünden dümdüz sahil yoluna iner gibi ilerleyin, yolun sonuna geldiğinizde sağa sapın, zaten Giritli tabelalarını göreceksiniz, derim. Arabayla gelmeyi düşünenler için, sokakta vale hizmeti veriliyor. Yine de Giritli’ye geliyorsanız arabayla gelmeyin; ehliyeti bırakma riskini almayın sevgili dostlar.

2- Ortam:

Kış mevsimi gidildiğinde, 19. yüzyıldan kalma bir Sultanahmet evinde yiyorsunuz yemekleri. Şirin, dekorasyonu güzel, insana kendini iyi hissettiren bir ortam. Yine kış döneminde, sigara içmeyi isteyenler için bahçede bir ortam yaratılıyor artık. Eskiden bu yoktu, ilk defa bu kış rastladım. Yazın gelenler ise, bana kalırsa, buranın esas keyfini çıkarıyorlar. Son derece geniş, masaların birbiriyle iç içe olmadığı, hafif puslu bir aydınlatma ile ağır bir hava verilmiş, püfür püfür, enfes bir bahçesi var Giritli’nin. İlk defa deneyecekler için bahçede yemelerini şiddetle öneriyorum. Tahta masalar ve sandalyeler, bendenizin bayıldığı türden mavi-beyaz kareli masa örtüleri, masaların üzerini dolaşan sıra sıra ampuller, girişte soldaki biraz gizli saklı bar, harika bir atmosfer yaratıyor. Bahçeyi çevreleyen Bizans üslubunda örülmüş duvar bile, özel bir yerde yediğinizi göstermek için yeterli bana kalırsa.

3- Servis ve Sunum:

Öncelikle şunu belirtelim: Burada bir menüden yemek seçtiğiniz “a la carte” uygulaması mevcut değil. Giritli’ye giden pek çok kişinin buna verdiği ilk tepki olumlu değil gözlemlediğim kadarıyla. “Ne yani, istediğimi seçemeyecek miyim ben şimdi?” gibi bir tepki var. İnsanlar zamanla alışıyorlar buna. Özgürlükleri kısıtlanıyormuş gibi hissediyorlar başlangıçta. Pek çok konuda koyun gibi yaşamaktan hoşlanan memleketimiz insanı, nedense meyhaneye gittiğinde, kendisine hangi yemekleri yiyeceğinin söylenmesinden hiç haz etmiyor. Ama yapacak bir şey yok; burada usül böyle. Bilmemkaç çeşit soğuk meze insanın önüne diziliveriyor aniden. Zaten ne yiyeceğinizi şaşıyorsunuz. O kadar çok ki sayıları. O kadar güzel dolduruyorlar ki masanın dört bir köşesini. Aslında basit düşünmek lazım. Klasik bir meyhanede, seremoni gereği yemeğin en başında mezeleri seçtiğimiz tablanın ya da vitrinin sorgusuz sualsiz masaya döşendiğini hayal edin. İşte Giritli’nin sunum şekli bu. Hepsini yemek zorunda değilsiniz. Aslında hiçbirini yemeseniz de olur. Sonuçta ödeyeceğiniz fiyat aynı. Sadece seyir zevki için bile masayı donatıp orada öylece bekleyebilirsiniz. Servis ise, tam olması gerektiği gibi. Giritliye gittiğinizde, önce garsonların masayı donatmasını bekleyin, ardından herbir mezenin ismini teker teker saydırın. Ben buna “mezelerin içtimaya çıkması” diyorum. Çok hoşuma gidiyor. Servis gayet hızlı, garsonlar süratli, pozitif ve senelerdir aynı kişiler çalışıyor. Bu da hoşuma giden bir özelliği. Her masaya aynı yemekleri servis etmenin bir avantajı var kuşkusuz, fakat aynı anda aynı mezeleri aynı hızda servis etmek, bana kalırsa nerede olusanız olun, çok öne çıkan bir maharet.

4-Yemekler:

Nerden başlasam, nasıl anlatsam…Burada, sayılarını bilmediğim bir adette soğuk meze döşeniyor masaya. Bunların içinde zeytinyağlı yemekler ve Ege Bölgesi sofralarının kokusunu alıp bize getiren otlar mevcut. Otlar şöyle, -aynen web sitesinden aldığım gibi yazıyorum-
Radika
Vruvez (hardal otu)
Turp otu
Isırgan
Ebegümeci
Marata (arap saçı)
Bu otların bazıları buharda pişirilip, salata gibi, bazıları zeytinyağlı yemek şeklinde, bazıları da börek içinde sunuluyor. Giritlli’nin izni olursa, onlardan aldığım bir fotoğrafı da paylaşmak istiyorum sizlerle:

DSC06643

DSC06649

Öte yandan, tipik insanımız yaklaşımını duyar gibiyim. “Bu kadar ot delikanlı adamı bozar” diye. “Hepsinin tadı birbirine benziyor” diyenler de çıkabilir. Ben buna katılmıyorum. Otların lezzet nüanslarını anlamak için, delice tıkınmak yerine, azar azar, doymadan yemenizi ve biraz daha fazla çiğnemenizi öneriyorum.Arada ağzınızı su ile çalkalayıp bir sonraki mezenin tadına bakın. Bence farkı anlayacaksınız.

Yemeğin başında arpa şehriyesinden yapılma deniz mahsüllü pilav getiriyorlar. Tam benim damak zevkime uygun, iştah açıcı ve güzel bir süpriz. Bu yemeği, daha büyük miktarlarda yiyebilirim açık konuşmak gerekirse, fakat diğer yemeklere yer kalmaz o zaman. Enfes!

Kırma acımsı yeşil zeytinle yapılan Girit mezesi…Bodrum’daki Giritliler’in hazırladığına dair bir bilgi var Giritli’nin web sitesinde. İçinde keçi peyniri, sarımsak-ceviz, kurutulmuş dağ otları ve baharat mevcut. Nefis zeytinyağ ile servis ediliyor.

Bendenizin rüyasına giren balık pastırması…Somondan yapılıyor gördüğüm kadarıyla. Tadı o kadar güzel ki, bir dilip alıp, azıcık ekmek ile katıklayıp, bir yudum rakı ile ağızda dans ettirirseniz, Nirvana’ya ulaşma ihtimaliniz var bence.

Patlıcan salatası, fava ve tarama. Bu üçlü her meyhanede denediğim ve bana kalırsa “iyi” olmanın ölçülerini belirleyen öncemli göstergeler. Patlıcan salatasında közü hissediyor insan. Tadı çok güzel. En son gittiğimde biraz tuzladım, belirtmem lazım. Fava insanın ağzında dağılan ve lezzetini uzun süre koruyan bir tada sahip. Tarama ise kıvamında ve üst düzey. (Yine de Asmalı Cavit’inki bir numara!)

Börülcesi, pilakisi, kırımızı biberi, hepsi ağzılara layık bu arada…

1011706_10151538015839302_1863425554_n

Sıcak olarak nefis ahtapot ızgara, kalamar tava, taş fırından otlu pide getiriyorlar. Kalamarlar büyük büyük büyük, harika bir taratorla insanın damağını çatlatıyor adeta. Ahtapot bacağı ise çok güzel marine edilmiş, baharatlı, ne fazla sert, ne de yumuşak bir yemek. Pideye sözüm yok. Hemen karşımızda duran fırından dumanı tüte tüte masaya geliyor. İnsanın içi gidiyor yerken.

Ana yemek için balık seçenekleri var. Asma yaprağında sardalya ve levrek yedim ben en son. Fakat şunu söylemeliyim: Ana yemeğe kadar insanın midesinde yer kalmıyor adeta. O yüzden çok yiyemedim hiçbir gidişimde.

Fiyat en son defa 115 TL idi. Evet pahalı gibi duruyor, ama ne saçmalıklara nasıl fiyatlar ödediğimiz düşünülürse bence yenen yemeğin bedeli çok normal.

Sevgili dostlar, Giritli’ye gitmediyseniz, o zaman ne işiniz var bu şehirde? diyerek sözlerimi bitiyorum.

Afiyetler olsun!

Giritli Restoran

Keresteci Hakkı Sokak (Armada Otel Yanı)
Cankurtaran / Ahırkapı / İstanbul
Web: www.giritlirestoran.com
Tel: 0212 458 22 70
Faks: 0212 518 50 60

Yazar Hakkında

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This