Tarihçesi, daracık sokakları, rengarenk evleri, benim gibi şikemperver zatları baştan çıkartan dolu dolu mutfağı ve sıcak insanı ile Cunda bölgesini her zaman çok sevmişimdir.

Bana İzmir’in artık iyiden iyiye kaotik hale gelmiş bazı tatil beldelerinin el değmemiş, dokunulup zedelenmemiş hali gibi gelir Cunda‘nın dokusu. Canlı ama sakin, dışarıdan çok turist alan ama bozulmamış bir hali vardır bu güzel adanın.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Evet, bilmeyenler için not düşelim buraya: Cunda bir adadır. Üstelik de Alibey ismiyle ülkemizin en büyük adalarından birisidir. Buraya turist olarak gelip dışarıdan bakan bir kişi için, bazen ada olduğu çok net görülememektedir.

Haşmetli kiliseleri, taş evleri, yan yana dizilmiş bol mezeli lokantaları, azıcık soğuk denizi ve “suyun öbür tarafından” gelenlerin kültürünü soluyabileceğiniz temiz havası ile Cunda’nın ileride çok daha fazla başrol kapacağı kesin gibidir.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bendeniz özellikle gastronomik açıdan adeta bir açık hava tapınağı diyebileceğimiz yörenin, önümüzdeki senelerde bu özelliği ile iyice ön plana çıkacağını düşünüyorum. Bu düşüncem Ayvalık Ticaret Odası‘nın davetlisi olarak katıldığım Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Günleri‘nde ciddi biçimde pekişti. Hem bölge insanının ortaya koydukları ürünler konusundaki azimli tavrını, hem de dışa açılmayı destekleyen, ama aynı zamanda yerleşik değerlerini korumayı hedefleyen yaklaşımlarını çok beğendim.

Bu cennet parçası adanın keyfini çıkartırken, -çok şanslıydım ki- en güzel otellerinden biri olan Mola Cunda ‘da kalma şansım oldu bu sene. Cunda’daki misafirliğimi harika bir deneyime dönüştüren bu oteli kısaca anlatmak istedim sizlere.

Otel, bir zamanlar İstanbul’da profesyonel olarak çalışırken, mega-kentin insanı yutan rutininden bayılarak, hepimizin hayalini gerçekleştirip buraya kaçan Orçun-Çiğdem Özsüt çiftinin. Beyaz yakalı aleminin ağzına çiklet olan, “alıp başımı gideceğim buralardan” yalanını gerçeğe dönüştürdükleri için bu iki insanı gönülden tebrik ediyorum. Biraz cesaret ile neler yapılabileceğini bizlere gösterdikleri için de.

D80_9124a

Mola Cunda‘nın konumu bana kalırsa mükemmel. Hem Cunda’nın göbeğinde, her yere yakın, hem de insanın kendini rahatlıkla dünyadan soyutlayarak sessizlik içinde oturabileceği muhteşem bir konumda. Deniz kıyısında değil, ama -müjde- bu sene “beach” konusuna el atarak misafirlerine bir güzellik yapacaklarmış diye duydum.

Otel 2013’te açılmış olsa da, tüm işlevleri ile iki senesini yeni doldurmuş diyebiliriz. Dört mevsim açık;  30 odası var. Bunlardan 21 tanesi standart, 9’u da suit. Bendeniz odaların kalitesine kesinlikle kefilim. Hepsinin ötesinde, odalarda ve otelin genelinde detaylara inanılmaz ölçüde dikkat edildiğini, her bir ayrıntının bütüne uygun, ama kendi başına da özgün olmasına özen gösterildiğini söyleyebilirim rahatlıkla. Alıcı gözle baktığınızda, odalardaki sabundan, yemeklerdeki zeytinyağına kadar her şeyin “seçilmiş” olduğunu vurgulasak yeridir Mola Cunda‘da.

D80_8995a

Mola Cunda‘nın mimari yapısına bayıldım diyebilirim. Geniş avluları olan binalara duyduğum sempati, bu otelin yapısıyla birebir örtüştü. Avlusundaki serinleme havuzu, şık locaları ile hemen dikkatimi çekti. Hangi odada kalırsanız kalın, kapınızı açtığınızda hemen bu ferah avlu ve havuz ile karşılaşıyorsunuz.Bir defa  bu çok hoşuma gitti, hatta bayıldım. Bu avluda her daim çalan harika müziğe kendimi bırakıp düşüncelere daldığım anlar da oldu tabii. Bazen kaliteli ve eski model bir jazz tınısı, zaman zaman da chill-out aleminden süzülüp gelen tatlı notalar kulaklarımın pasını alıverdi.

DSC_7205a

Yöresel ve doğal ürünlerle hazırlanan açık büfe Ege kahvaltısı ve öğle-akşamları için snack menüsü ile Bahçe Restoran’ı dikkat çekici özelliklerinden bir diğeri diyebilirim Mola Cunda’nın. Özellikle kahvaltının bir hayli doyurucu ve taptaze olduğunu söylemek lazım. Bardak bardak içtiğim çayların yanında, iki gün önce toplanmış zeytinleri yemek büyük bir keyifti.

İç mekanda, kendimi evimde gibi hissettiğim şömine başı ve devasa bir yemek masası göze çarpıyor Mola Cunda‘da. Masanın görüntüsünü özellikle paylaşmak istedim, zira insanı gerçekten etkiliyor. Ortama kattığı derinlik ve anıtsallık duygusu mükemmel.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Otelin bir diğer önemli özelliği de, Cunda’da iyiden iyiye hızlanmaya başlayan bisiklet turizmine katkısı belki de. Cundanın bisiklet parkurunun haritasının çıkarılmasının ardından, Mola Cunda, misafirlerinin gönül rahatlığı ile dolaşmasını sağlayabilecek bir bisiklet filosu kurmuş bile. Ziyaret edeceklerin unutmaması gereken bir ayrıntı da bu.

Benim için kaldığım otellerde geçirdiğim zaman çok kıymetlidir. Bazılarında kendi başıma kaldığım bu deneyimlerin her saniyesini anımsar, ileride bana soranlar olduğunda hiçbir ayrıntıyı arka plana atmadan anlatmaya çalışırım.

Ben kesinlikle “Tatildeyiz, otel niyetine başını sokacağın bir dam olsun yeter” anlayışının 180 derece zıddında duran bir kişiyim. Tatil deneyiminin otel bölümü çok önemlidir ve deneyimin en ciddi kısımlarından birisidir benim kitabımda.

Bu yüzden Cunda’da kalacaksanız, hem Cunda’nın havasını solumak, hem kendinizi dinleyip dinlendirmek, hem de gerçekten konforlu bir tecrübe yaşamak istiyorsanız Mola Cunda dışında bir tercih yapmamalısınız!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Not: Mola Latince’de yeldeğirmeni anlamına geliyor ve otel ismini Cunda’nın bu ünlü simgesinden alıyor.

NAMIK KEMAL MAHALLESİ
ÜÇ KUYULAR CADDESİ NO:18
CUNDA/AYVALIK
T:0266 327 27 01
F:0266 327 15 53
info@molacunda.com

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This