Yaşamın renkli sürprizlerle dolu olmasını kendimi bildim bileli çok severim. Hayatın, Beyoğlu’nun tam orta yerinde akıp giden insan kalabalığının içinde, beni asırlık gövdesiyle karşılayıp bambaşka bir aleme sürükleyen The Public Hotel İstanbul gibi beklenmedik yanları olması beni her daim mutlu etmiştir.

Bu otel varlığından haberdar olduğum, zaman zaman önünden geçtiğim, ama içinde neler olup bittiğine dair en ufak fikrim olmadığı bir mekandı açık konuşmak gerekirse. Onu biliyor, ama tanımıyordum. Görüyor, fakat ilgilenmiyordum.

Günlerden bir gün, yolum hiç beklenmedik bir şekilde The Public Hotel İstanbul ‘a düşünce, o zamana dek nasıl vakit kaybettiğimi anlayıverdim dehşetle. Buranın çok daha evvel ziyaret edip kalmam gereken bir yer olduğunu büyük bir şaşkınlıkla fark ederken, bir miktar kendime kızmadım da değil. Algım daha açık olmalıydı.

Yine de hemen kendimi toparlayıp, geç olup güç olmayan ziyaretler kategorisinde süratle bir yer açtım bu güzel otel için. Onu sizlerle paylaşmak, elimden geldiği, dilimin döndüğünce anlatmak istedim. Buyrun o zaman…

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

The Public Hotel İstanbul ,52 odalı bir butik otel. Tek bir binadan oluşsa da, yakın zamanda bir “butik zincir otel” oluşumuna doğru yol aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz, zira Talimhane’de, Karaköy’de ve şu an bulunduğu sokakta, karşı binada kendine yeni yerler edinmiş ve genişlemekte.

Tarihi binalara duyduğum hastalıklı hayranlık bu otelin asırlık gövdesiyle karşılaştığımda yine depreşiverdi desem yeridir. 1901 senesinden önce Mısır Hanedanlığı’ndan birilerine ait olduğu, sonrası Sırp konsolosluğu olarak kullanıldığı, Dünya Savaşı ertesinden başlayarak birçok defa el değiştirdiği ve günümüze kadar geldiği bilinen bir gerçek.

Otel olarak tasarlanmamış olduğundan, farklı büyüklüklerde ve şekillerde karşımıza çıkan 52 odanın “beşi benzemezliği” çok güzel bir konsept oluşturmuş bana kalırsa. Zamanında sorgu ya da tecrit odası işlevi gördüğüne inanılan penceresiz odaları bile ayrı bir havalı. Hele bir kral dairesi var ki, ortasında yer alan eski usül küvetiyle insanın aklını başından alan cinsten.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

The Public Hotel İstanbul ‘un odaları, teker teker incelendiğinde, hiç kuşkusuz bizlere bir tür “art hotel” tarzını sunuyorlar. Burada vurgulamak istediğim, odalardaki aydınlatmadan, duvarlardaki devasa soyut resimlere, yerlerdeki karolardan, eksantrik elektrik düğmelerine, bose müzik sistemlerinden, Nespresso kahve makinelerine kadar beni dumura uğratan birçok detayın bir anda karşıma çıkıvermesiydi. Kısa bir şaşkınlıktan sonra alıştığım bu özen dolu ayrıntılar öbeği başımı döndürdü resmen.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Otelin coğrafi konumu dolasıyla azıcık dar olan lobisi bile sımsıcak karşılıyor insanı. Bunu söylemeden edemeyeceğim. Ben gittiğimde yılbaşı süslemesi de vardı. İçim ısındı lobide otururken. Araçla gelirseniz, arabanızı park edecek yeriniz yok, ama vale hizmeti veriyorlar.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Tekrar gelelim odalara. Burada kendimi Avrupa’da sandım odamın kapısından girdiğim andan itibaren. Beş yıldızlı bir otelin kurumsallığından uzak, ama bir butik otelin bir başınalığından da bir hayli ıraktı odam. Her bir ayrıntısı özel bir dünyaya adım attığımı vurguluyordu adeta. Bunların bir kısmını yukarıda anlatmaya çabaladım. Duş alırken bile ışıltılı bir dünyanın içinde dolandığım hissini bana tattıran bir tasarımı vardı kaldığım odanın. Şaşırtıcı ve keyif verici bir deneyimdi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Otelin lokantası ise, başka bir yazının konusu olacak gibi. Ama kısa bir ön bilgi vermek gerekirse, 1901 Cafe & Bistro dünya mutfağının nadide örneklerini sunan, son derece hoş bir restoran olmuş. Buraya sadece hindistan coconut cake yemek için gelebileceğinizi söyleyebilirim. Tek kelimeyle efsane!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Öğle ve akşam farklı menüler sunmayı hedefleyen, sahnesinde yakın gelecekte jazz geceleri düzenlenecek bu seksen kişilik lokantada ayrıntılı bir tadım gerçekleştirdikten sonra sizlere daha fazla bilgi verebileceğime inanıyorum sevgili dostlar.

The Public Hotel İstanbul‘un müşteri kitlesi de ağırlıklı Avrupalı ve Amerikalı turistlerden oluşuyor. Burada İstanbul otellerini dolduran ve “belirli bir bölgeden” gelen turistlerden farklı bir kitle olduğunu özellikle belirtmek lazım. Otel seçimi yaparken, müşteri profili, seçim kriterleriniz arasında yer alıyorsa, bu bilgi sizler için faydalı olabilir.

Neticeye gelince… Ben bu otelde yaşadığım konaklama deneyiminden çok memnun kaldım. Lokasyon: 10 numara. Atmosfer: Şahane. Servis: Kusursuz. Bunlara bir de hiç beklenmedik seviyede hesaplı konaklama bütçesini ekleyince The Public Hotel İstanbul benim nezdimde bir hayli “favori” konumuna yükseliyor.

Şiddetle tavsiye ederim.

Adres

Kuloğlu Mahallesi Turnacıbaşı Caddesi No:1 İstiklal Caddesi / Beyoğlu
İstanbul – Türkiye

Telefon

T: +90 444 33 34
F: +90 212 252 03 03
E: info@hotelthepublic.com
reservation@hotelthepublic.com

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This