İstanbul’da Hint mutfağı ile ilgili çok büyük bir çeşitleme olduğunu söylemek ne yazık ki olanaksız. En büyük dileğimiz, pek çok açıdan enteresan renkler ve lezzetler içeren bu mutfağın kentimizde daha sıklıkla karşımıza çıkması.

Uzakdoğu mutfaklarının hemen hepsinde olduğu gibi, Hint mutfağında da “senkronik” bir servis tarzı karşımıza çıkar. Yani yemeklerin belirli bir sıra ve hiyerarşi içinde değil, aynı anda masaya gelmesi sözkonusudur.

Dubb Indian’ı değerlendirmeden önce, bir çırpıda ortak yönlerini ortaya koyduğum Uzakdoğu mutfaklarının arasındaki temel farklardan da bahsetmek lazım bana kalırsa.

Mesela Çinliler, nesnelerin özüne saygı duydukları için, yemekleri uzun uzun pişirmezler. Yemeklerini çatal bıçak gibi araçlarla parçalamaz, mıncıklamazlar. Yemekler Çin mutfağında sofraya gelmeden önce kesilir, biçilir. Tabakta karşımıza çıkan tüm yemekler, önceden “bir lokmada” ağza atılacak şekilde tasarlanmıştır.

Japon mutfağı ise daha farklıdır. Burada lezzetten ziyade görsellik ön plana çıkar. Ada hayatındaki gıda yetersizliği Japonların üstün estetik kaygılarıyla birleşince, yemekleri de ikebana gibi bir yaklaşımla üretilir.

Hintliler’de ise durum büsbütün değişiktir. Hint mutfağının ayrıntılarına göz gezdirdiğimizde bir mihrace gösterişliliği (buna şatafat ya da görgüsüzlük demek de olası) karşımıza çıkacaktır. Bin kadar baharatla yemeklere hücum eden Hintli aşçılar, neticede, ne yazık ki bu cümbüşün içinde tadı birbirine benzeyen çalışmalar ortaya koyarlar.

Özünde Çin mutfağında az baharat ve geniş bir lezzet yelpazesi, Japon mutfağında çiçek bahçelerini andıran bir görsellik ve daha yavan tatlar, Hint mutfağında ise bir baharat curcunası ve birbirine benzeyen lezzetler ortaya çıkar.

Peki iyi bir Hint yemeği nerede yenir Dersaadet’te? Kuşkusuz bazı alternatifler mevcuttur, lakin tarihi yarımadanın en civcivli bölgesine konuşlanmış Dubb Indian, benim için bu işi aslına en uygun yapan yerlerden birisidir. Bulması son kertede basittir. “Yerebatan sarnıcının hemen arkasında”  diye tarif edip lafı fazla uzatmasam sizler için yeterli olacaktır, diye düşünüyorum.

Mekan beş katlı ve aşağı yukarı 70 kişilik kapasiteye sahip. En güzel manzara -evet Ayasofya neredeyse kucağınızda- teras katında mevcut. Uygun bir mevsimde ve hava şartlarında gidip terasa oturmanızı, arka planda çalan Hint müziğini dinleyip yemeklerin keyfini çıkarmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Dubb Indian 1998 senesinde açılmış ve yemekler şef  Vinod Kumar Chouchan tarafından kilden yapılma bir tür tandır (tandori) kullanılarak pişiriliyor. Çok geniş olan menünün içinde seçim yapmak bir hayli güç. Sipariş konusunda benim naçizane önerim, çorba ve salata olmadan, yani kendinizi tıkamadan doğrudan yemeklere dalmak gibi bir strateji uygulamanız.

Bunun birinci adımı bir başlangıç sipariş etmek şeklinde olmalı. Benim tercihim, Güney Asya ülkeleri Hindistan, Pakistan ve Nepal’de çokça tüketilen börek çeşidi olan Samosa. Burada standart, yani içinde patates ve  bezelyenin harç olarak kullanıldığı bir seçenek mevcut. Bir de kıymalı olanı sözkonusu. Bendeniz yanında acılı ve naneli sosuyla gelen kıymalı Samosa’dan denedim. Sosa banıp yediğinizde, hafif acısıyla hoş bir lezzete sahip.

IMG_7205

Çok sayıda tandır kebabı olan menüde bir tercih yapmanız gerekiyor: Kebap sipariş ederseniz körili et yada tavuk yemeklerinden söyleme şansınız çok düşüyor, zira iki ana yemek birden götürecek kapasitede olmak hayli güç. Ben oyumu körili lezzetler yönünde kullandığım için kebapları es geçtim. Lakin, eğer kebap tarafına meyletseydim,Chicken Tikka sipariş ederdim gibi geliyor.

Ana yemeğe katık olması için ekmeklerden peynirli Kulcha ve pilavlardan Begumi Biryani sipariş ettiğimi vurgulamam gerekiyor. Gelen ekmek, gözlemevari bir şekilde pişirilmiş, insanı rahatız etmeyecek kalınlıkta bir beyaz peynir tabakasıyla kaplanmış hoş bir yiyecekti. Pilav ise, baharatlarla tatlandırılmış peynir, sebzeler ve pirincin hafif ateşte pişirilmesiyle üretilmişti. Basmati pirincinin hastası olan bendeniz için her türlü Hint pilavı kabul edilebilir durumdadır, bunu da belirtmeliyim.

IMG_7217

Ana yemek faslında ise Murg Makhan Masala sipariş ettim. Kemiksiz tavuk etinin şişlere dizilerek tandırda pişirildiği muazzam bir lezzet sözkonusu burada. Tavuğu daha sonra bir tavada tereyağ ile zencefil ve sarmısaktan oluşan bir ezmeyle iyice halvet ediyorsunuz. Domates sosu, tuz, kırmızı biber, gram masala ve tandırda pişen tavuk etini iki dakika yüksek ateşte pişirip üzerine krema ve toz kakule ekliyorsunuz. En sonunda kasuri methi ile hoş bir rahiya katarak masaya getiriyorsunuz. Tadı resmen mihracelere layık. Tabaktaki sosu da kaşık kaşık pilavın üzerine dökerek tuhaf bir Hint risottosu meydana getirip afiyetle yiyebilirsiniz.

IMG_7230

Bu baharat curcunasının üzerine tatlı yemeden olmaz. Bendeniz safran ve sütle hazırlanmış bir tür pirinç pudingi olan Feereney yedim. Tadı tahmin ettiğimden çok daha lezzetliydi. Safran ve pirincin birlikteliği çok hoş bir tat oluşturmuştu. Tereddütsüz tavsiye ederim.

IMG_7239

Konuyu özetlemek gerekirse, burada has Hint yemekleri yiyebildiğime inanıyorum. Lezzet açısından Dubb Indian’a tam not veriyorum. Lokasyon, manzara, sunum gerçekten çok hoş. Hem Türklerin, hem de turistlerin sık sık ziyaret ettikleri bir mekan olmuş zaman içinde. Bana kalırsa öyle ahım şahım pahalı da değil.

Lakin servis gerçekten çok kötü. Kibarca nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama, asık suratlı, yemekleri tanımayan, ne yaptığından pek de haberi olmayan garsonlar çalıştırıyorlar. Bugüne kadar gördüğüm en kötü servis ekiplerinden birisi diyebilirim. Hayret ve büyük bir şaşkınlıkla belirtmeliyim bunu. Ziyaret ederseniz, dediğime hak vereceksiniz, eminim.

İncili Çavuş Sokak No:10 (Yerebatan Sarnıcı’nın Arka sokağında)

http://www.dubbindian.com

Telefon:0212 513 73 08

Yazar Hakkında

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This