Gözümün önünde beliren manzara biraz puslu da olsa, hayal meyal tahmin edebiliyorum gerçekleşenleri: 1970’li yılların başı olmalı. O zamanların İstanbulu’nda bugünlerden farklı olarak çok şiddetli kar yağışları olur, bu durum günlerce sürer, insanlar beyaz bir örtünün altına saklanan kentin sokaklarında bata çıka dolaşırlarmış.
İmgelemimde canlanan siyah beyaz resmin içinde lapa lapa kar yağıyor.
Bir adam, Kalamış civarlarında, gecenin karanlığına bürünmüş sokaklarda dolaşıyor.
Her yer bembeyaz. Adamın evi Kızıltoprak’ta Kolej Sokağı’nın hemen başında ve oradan buraya kadar yürümek zorunda kalmış. Zira evdeki bebeğin biten mamasını bulabileceği tek dükkan buralarda bir yerlerde.
Sokak lambalarının sarımsı ışığında ağır ağır inen kar tanelerinin görüntülerine takılıyor bakışları. Sessizlik… Sonra rakı kokusu geliyor burnuna; beyaz peynirle karışık. O da içinden geleni yapıyor ve hemen önünde durduğu Todori’nin kapısından iki tek atmak için içeri giriyor.
İçerde az sayıda masada oturan birkaç erkek var. Herkes sessiz sessiz rakılarını yudumlayıp mezelerini yiyor. Adam bir masaya oturup rakısını, beyaz peynirini, ciğer tavasını, patlıcan turşusunu söylüyor. İki yudum sonra, yan masadan birisi laf atıyor: “Siz ne almak için çıktınız evden?”
Adam gülüyor, aklına evdeki bebek ve mama meselesi geliyor, rakısını içip Todori’den çıkıyor ve bembeyaz sokakları arşınlayarak Kızıltoprak’a geri dönüyor.
O adam benim babam…
Şimdi benim iki haftada bir gittiğim Todori’ye kırk sene önce babamın da gitmiş olması, hem bu mekana beni sonsuz derecede yaklaştırır, hem de Todori’nin ne denli eski, geleneği olan bir yer olduğunu her defasında bana anımsatır.
Bu yazımın konusu, “eski dostum” Todori olacak sevgili okurlar. Lafı daha fazla uzatmadan konuya girelim:
Todori’nin tarihçesini araştırmaya çok lüzum yok. Kendi web sitelerinde anlatılanları özetlemek niyetindeyim. “Bir zamanlar Fener Caddesi’nden vapur iskelesine inen yolun sağ tarafında Vasil’in, sol tarafında Todori’nin meyhaneleri vardı. Vasil Kalamış’ta iş yaparken Todori ikinci planda kalmıştı, fakat Vasil batarken Todori adeta şahlandı. 1927’de Carliston ve Fokstrot çılgınlığı İstanbul’u sarınca, Todori bahçeye bir pist yaptırıp, pazar günleri caz getirerek Rum gençlerinin dans ihtiyacını karşılamışsa da Belvü Gazinosu bütün debdebe ve şaşaası ile ön plana geçince bundan vazgeçmişti.” Gördüğünüz gibi, geçen yüzyılın başında bile ismi bilinen bir yer burası. Ben çocukluk dönemimde Todori’nin, -hangisi bilmiyorum- bir bankanın lokali olarak hizmet verdiğini anımsıyorum. Biz oraya giremezdik, sadece anlatılanları dinler ve tarihini bilirdik.
Sonra ne olduysa oldu, bugün hapiste olan Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım buraya el attı ve Todori’yi eski günlerine geri döndürdü. Ben Fenerbahçe’nin tesisleşmesi konusunda büyük bir hamle yapan ve stadını, idman sahalarını, basket salonunu, Faruk Ilgaz tesislerini yaptıran Aziz Yıldırım’ın en büyük icraatlerinden birisinin Todori’yi tarihine yaraşır bir şekilde açmak olduğunu düşünenlerdenim. Sadece maçlardan önce buraya gidip yemeklerinden yediğim için değil, ailemle birlikte özellikle yaz akşamlarında harika bir yeme içme ortamı sağladığı için de burayı çok seviyorum.
Bilmeyenler için, Todori’nin yeri çok kolaydır. Kızıltoprak’tan Fenerbahçe’ye kadar uzanan Fener Kalamış Caddesi’ni takip edin, Fenerbahçe ayrımına gelmeden hemen önce sağ kolda Todori’yi görürsünüz. Hemen yanında yeni yapılan büyük bir otel vardır.
Todori’nin iki katlı ve farklı salonları olan bir binası var. Kış günlerinde burası tercih edilir. Yaz günlerinde ise o kocaman bahçesinde, keyifli geceler geçirmek mümkündür. Bu bahçeyi anlatmadan edemeyeceğim sevgili okurlar. İçinde asırlık ağaçların bulunduğu, her ne hikmetse, bu ağaçların üzerine kimbilir nerelerden gelmiş yeşil papağanların tünediği bir bahçeden bahsediyorum. Yaz geceleri tüm Kalamış’ı kaplayan o büyülü rakı-beyaz peynir kokusu işte bu bahçeden gelir. Önünden geçerken dayanamaz içeri girmek istersiniz. Tıpkı kırk yıl önce babamın yaptığı gibi. Yaz geceleri çok yoğundur burası. Mutlaka rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.
Ben buranın özellikle ciğer tavasına ve paçanga böreğine bayılırım. Yanında kabak kızartma da söylerim. Her üç yemek de lezzetinden parmaklarını yedirir adama. Paçanganın içindeki peynir-pastırma uyumu müthiştir, ağızda dağılıverir. Ciğer ise mideye oturmaz, rahat rahat yersiniz.
Soğuklardan patlıcan salatası ve zeytinyağlı dolma hiç fena değildir. Tavsiye ederim.
Balık olarak, tabii mevsime bağlı olarak seçersiniz ama, ben buranın hamsisini iyi bulurum. Hamsi söyleyip doyabilirsiniz.
Tabii çok gidince her türlü yemeği deneme fırsatım oldu diyebilirim. Köftesi de güzeldir. Hafif baharatlıdır ve rakıyla iyi gider.
Dondurmalı irmik helvası, ayva tatlısı yemenizi de öneririm. Güzeldir.
Tüm bunları ağır ağır yerken, özellikle yaz akşamları kendinizi 1930 yılların, Taksim Gezi Parkı’nda ya da Tepebaşı’ndaki açık hava lokantalarındaki gibi hissedersiniz.
Çok kalabalık gecelerde servis aksayabilir, ama genelde hızlı ve güleryüzlü hizmet alırsınız burada.
Fiyatlar insanın cebini yakmaz, sizi rahatsız etmez. İçkiye abanmadan adam gibi yer içerseniz, 65 TL gibi bir şey gelecektir kişi başı.
Fenerbahçe’nin maçı olan günlerde yer bulamazsınız, benden söylemesi. Ayrıca maç izlemek için de gidebilirsiniz. Bahardan itibaren bahçesine büyük ekran koyup maç yayını yapmaktadır Todori. Tabii hangi takımın maçlarını yayınladığını tahmin edersiniz.
Mekanın önemli bir özelliği de Ahmet Rasim, Yahya Kemal Beyatlı ve Selahattin Pınar’ın burada sık sık içtiğinin bilinmesidir. Selahattin Pınar, burada hayata gözlerini yummuştur. Bahçede büstü bulunmaktadır.
Zaman zaman gözlerimi kapayıp burayı kuran Todori’nin devrinde neler olup bittiğini düşlemeye çalışırım. Şişman, yuvarlak ve kocaman çıplak kafalı meyhaneci Todori’nin masaların arasında dolaştığını hayal ederim. Burada iki tek attığımı, ardından “Fenerbahçesi” tarafına yürüdüğümü ve bir süre Belvü’nün bahçesinde takıldıktan sonra bir kayığa atlayıp Moda’ya doğru kürek çektiğimi düşlerim. İlla ki bir yerlerde bülbül sesleri vardır bu hayalin içinde.

Sözün özü, sevgili dostlar, Todori’ye gitmenizi şiddetle tavsiye ederim. Memnun kalacağınızdan eminim.

Fenerbahçe Spor Kulübü Todori Tesisleri
Fener Kalamış Caddesi No:46 Kadıköy İstanbul
Telefon: 0216 450 20 44-45
Fax: 0216 450 44 46

Yazar Hakkında

Alp Artam

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This