Değerli okurlar, geçen yazımda da belirttiğim gibi, bir süredir müşterisi olduğum, fakat tembellikten hakkında yazmayı hep sonraya bıraktığım Pera Thai ile ilgili bir şeyler karalamamın zamanı geldi diye düşünüyorum.

Bugünkü yazım lokantadan ziyade önemli bir “değer” olarak nitelendirebileceğim bu mekan ile ilgili olacak. Zira Tayland mutfağı konusunda çok fakiriz.
Ama önce Uzakdoğu meselesine değinelim.
Memlekette “Uzakdoğu yemeği” dendiği zaman Çin lokantalarının, Çin yemeklerinin anlaşıldığı bilinen bir gerçek.
Özellikle seksenli yıllarda İstanbul’da açılmaya başlayan Çin lokantaları, halkımızı bu lezzetlere alıştırdı. İlk başta çok yüksek olup sadece belirli bir kesime hitap eden fiyatlar, zamanla düşerek farklı gelir gruplarının da bu mutfağa aşina olmasına yaradı.
Ardından Japon lokantaları ve sushi barlar açıldı, Japon yemekleri de yavaş yavaş hayatımıza girdi.
Bendeniz her iki mutfağın da hayranı ve ciddi bir tüketicisiyim. Seksenli yıllarda Bebek’teki Çin Lokantası’da ilk defa tattığım muhteşem lezzetleri bugün bile unutamam. Yemek bittiğinde gelen “fortune cookie”lerin heyecanı hala çok canlıdır belleğimde. Ardından ailece müdavimi olduğumuz Hilton Dragon’da tadına baktığım enfes Pekin ördekleri de belleğime nakşolmuş halen durmaktadır.
Bugün ise take-out tarzı Çin yemeği siparişi vereceğim zaman Chinese in Town’u, oturup yiyeceksem Feneryolu’ndaki Mai Ling’i tercih ederim. (Mai Ling başka bir yazının konusu olacaktır)
Japon mutfağının yeri ise ayrıdır. Bendeniz pişmiş Japon yemeklerinden ziyade Sushi hastasıyım diyebilirim. Gittiğim onca Japon lokantası arasında, “yiyebildiğin kadar” kampanyaları yapan (ve beni tanıdıktan sonra buna pişman olan) Hai Sushi’yi saygıyla anıyorum.
“Bu girizgahın sebebi nedir?” diye soracak olursanız, konuyu, Çin-Japon mutfakları kadar ön planda olması gerekirken önemsenmeyen, hatta ülkemizde pek tanınmayan Taylad mutfağının da en az diğerleri kadar önemli olduğuna bağlayacağımı belirtmek isterim.
Yıllarca önce Tayland’a gittiğimde lokantalarda, hatta sokaklarda her köşebaşında nefes almadan yediğim enfes yemeklerin İstanbul’da da olmasını dilediğimi anımsıyorum şimdi. Pek çok insanımızın hazzetmediği köri ve kişniş kokuları içinde kendime çektiğim ziyafetler hala aklımda tüm canlılığını koruyor.
Bangkok’ta geçirdiğim günleri unutmam imkansız.
İnsanların Budist olmalarından kaynaklanan inanılmaz pozitif hayat tarzları, bol partıltılı gece hayatları, gökyüzü treni dedikleri ulaşım sistemleri, tahammül sınırlarını zorlayan trafikleri, Chang birası içerek rock dinledikleri, binlerce kişinin oturduğu bira bahçeleri, tapınakları, sokakta yeme alışkanlıkları beni çok etkilemişti gittiğim zaman.
Pera Thai ise, Tayland’a gidemesem de, oradaki lezzetleri ve kokuları bana getiren harika bir lokanta olarak gönlümde yerini koruyor diyebilirim.
Geçen hafta yazısını paylaştığım Da Vittorio ile kapı komşusu Pera Thai. Tepebaşı’ndan Şişhane’ye giderken Öğretmenevi’ni geçtikten sonra sağ kolda bulabilirsiniz. Şu aralar popüler görünen Good Mood’un tam karşısında.
Mekan ile ilgili görüşlerimi paylaşmam gerekirse:
Tıpkı Da Vittorio gibi çok şirin bir mekan burası. İnce uzun, küçük (65 kişilik), Uzakdoğu’yu anımsatan öğelerin dekorasyonda göze çarptığı bir lokanta. Haftasonları gidecekseniz mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Zira özel bir seven kitlesi var buradaki yemeklerin.
Lokanta 2001 yılında açılmış ve ahçıları Taylandlı. Tayland hükümeti tarafından dünyada Tay mutfağını kalitesi ile temsil eden ve belirlenmiş standartlara sahip The Select ödülünün İstanbul’daki tek temsilcisi.
Garsonlar güleryüzlü ve son derece bilgili. Tavsiye istediğiniz zaman sizi çok doğru yönlendirip ideal yemekleri bulmanızı sağlıyorlar. Çoğu kişi Tayland mutfağını tanımadığı için, burada verilen servis kritik bir önem taşımakta.
Ayrıca, burada bahsetmeden edemeyeceğim bir konu var. Mekana son gittiğimde okuma gözlüğümü unuttuğumu fark ettiğimde, menüyü görebilmem için bana yakın gözlüğü getirdiler. Gerçekten müşteri memnuniyetini üst seviyede tutmayı çok iyi biliyorlar.
Yemeklere geçmeden önce naçizade önerim: İçki içmek istiyorsanız, ne seçeceğinize çok dikkat edin. Farklı şaraplar seçebileceğiniz bir şarap menüleri mevcut, lakin bu yemeklerle şarap içilmesini ben pek önermiyorum. Bunun temel sebebi Tay yemeklerinde acının çok önemli bir yer tutması. Acılı ve körili yemeklerle birlikte iyi bir şarabın keyfini sürmenin zor olacağına inananlardanım. İlle de içki içmek istiyorsanız, bence Pilsner tarzı bir birayı tercih etmelisiniz. Baharatlı lezzetlere eşlik etmesi açısından doğru bir seçim olacaktır.
Doğal olarak acı meselesini de gündeme almak gerekiyor sevgili dostlar. Öncelikle garsonların size acı seviyesi ile ilgili sorular yönelttiğini ve “acı toleransı”nızı öğrenmeye çalıştıklarını belirtmeliyim. Bendeniz her zaman “orta acılı”dan yana kullanıyorum tercihimi. Bu seviyede bile insanın dudaklarının şişme riskinin olduğunu belirtmem gerekiyor. Klasik Tayland acısı isterseniz çok zorlanırsınız. Benden uyarması. Delikanlılığın lüzumu yok !
Neler yediğime gelince…Başlangıç için çorba seçimi yapmak her zaman akıllıca olur burada. Benim favorilerim Tayland Usülü Acılı Karides Çorbası (TOM YAM GUNG) ve Deniz Ürünlü Acılı Ekişili Çorba (POH TAEK). Karides çorbası kişniş lezzetinin en üst seviyeye çıktığı, orta acılı içtiğinizde tadına varacağınız, akışkanlığı yüksek bir çorba. Deniz ürünlü olan ise, daha yoğun kıvamlı, sarmısak tadının ciddi şekilde hissedildiği çok lezzetli bir karışım. Her ikisini de tavsiye ediyorum.
Çorbalar dışında ortaya söylenebilecek, favori yemeklerimden bir tanesi, başlangıç için, fıstık ve salatalık soslu tavuk satay. Bunu et olarak da alabilisiniz. Şişte gelen köftemsi tavuğu fıstık ve salatalık sosuna banarak yemek ayrı bir keyif.
Ana yemek için iki önerim olacak sizlere.Taylan Usülü Tatlı ve Ekşi Soslu Dana Eti (PHAD GAI PEOW WAN) ve Kırmızı Körili, Yeşil Biberli Fırınlanmış Ördek (PANAENG PED). Dana eti gerçekten çok güzel, yine kararında acısı ve içindeki sebzelerin ve etin yumuşacık uyumuyla damağınıza bayram ettiriyor. Ördek ise, bol köri soslu, yanında mutlaka pilav yemenizi gerektiriyor ve acı. Ben her ikisini de çok sevsem de, tabağıma aldığım pilavın üzerine köri soslu ördeği ilave edip yediğimde gerçekten keyiften coşuyorum diyebilirim. Müthiş bir lezzet. İnsan uzun süre kendine gelemiyor yedikten sonra. Lokantada ekmek olsa, suyuna ekmek de banılabilir.
Tatlı mevzuuna gelince…Burada kızarmış muz ve vanilyalı dondurma, kızarmış dondurma yemenizi öneririm. Acı yemeklerin üzerine çok iyi gelip önemli bir denge yaratıyor. Ardından da hazmetmenizi hızlandıracak bir yasemin çayı içmenizi şiddetle tavsiye ederim.
Hesap ölümcül değil, bence verilen hizmetin doğru karşılığı olarak geliyor. İki kişi alkol olmadan 145 TL geldi. Öderken içim çok rahattı.
Pera Thai, rahatlıkla söyleyebilirim ki, yeme içmeden keyif alan insanların kendilerini çok mutlu hissedecekleri bir mekan. Çok özenli ve başarılı. Ziyaret ettiğinizde garsonlardan tavsiye almayı ve gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

PERA THAİ
Evliya Çelebi Mh. Meşrutiyet Caddesi 74,
34421 Beyoğlu/İstanbul
Tel:0212 245 5726

Yazar Hakkında

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This