Kanaat Lokantası

2

Bir zamanlar okuduğum bir yazıda şöyle diyordu:

İnsan Üsküdar’a niye gider ki? Ya motora binip karşıya geçecektir, ya da Kanaat Lokantası’nda yemek yiyecektir.”

Ben bu semte karşı bu denli acımasız değilim tabii ki.

Avrupa yakası için tarihi yarımada neyse, Asya tarafı için de Üsküdar odur  bence. Ve buranın nedense hiç bitmek tükenmek bilmeyen bir koşuşturması vardır. Sabit bir noktada durup gelip geçenlere baktığınızda, İstanbul’un bu yaşlı semtinde insanların hep bir yerden ötekine yetişmeye çalıştıklarını görürsünüz. Üsküdar’daki ideal sabit nokta, hem hayata mola verip lezzetli yemekler yiyebileceğiniz, hem de yaşamın hayhuyu içinde debelenen “İstanbullu”ları gönül rahatlığıyla seyredebileceğiniz Kanaat Lokantası‘dır bana kalırsa. Cam kenarındaki sakin bir masaya kurulup iskeleye, Marmaray’a, otobüse yetişmek için hızlı adımlarla yürüyen insanlara, yüzlerindeki telaşlı ifadelere, yer yer endişeli, zaman zaman da öfkeli anlatımlara bakarak onlara yaşam öyküleri uydurmak çok keyiflidir Kanaat Lokantası’nda.

İş yerime yakınlığı sebebiyle sık sık gittiğim bu mekan, “esnaf lokantası” kategorisinde yer almasına karşın, bana kalırsa esnaf bütçesini zorlayacak fiyatlar sunar aslında. Yine de, başka bir kategoriye sokmam pek mümkün olmadığı için, ben de bu şekilde değerlendireceğim.

Mekanın 1933 senesinde bir Rumelili aile tarafından kurulduğuna ve aynı ailenin yeni kuşakları tarafından işletildiğine dair dedikodular olsa da, bendeniz bu konuda ayrıntılı malumat sahibi olduğumu söyleyemeyeceğim. Lakin gerçek olan şu: Mekan hayli eski ve uzun yıllardır süregelen bir geleneği devam ettiriyor. Burada semtin yerel halkını, bizim gibi iş yeri tayfasını, hacı hoca takımını, pek çok “guide”a girmesinden mütevellit turistleri aynı anda, yan yana yemek yerken görebilirsiniz. Burada yiyen bu güruhun beşibenzemezliği, ya da kibarca söyleyelim heterojenliği oldum olası hoşuma gitmiştir.

Kanaat’in salonu gayet ferahtır. Her zaman herkese yer vardır burada. Hiç ayakta kaldığım, yer bulamadığım olmamıştır. Favorimi soracak olursanız, demin anlattığım sebeplerden ötürü cam kenarı derim.

5964815705_92731ca058_b

Buraya girdiğinizde tam sağınızda bir tatlı tezgahı karşılar sizi, onun ilerisinde zeytinyağlılar kuzu gibi yatmaktadır. Salonun tam çapraz köşesinde ise ızgaralar, kebaplar, et yemekleri dumanları tüte tüte pişer; insanın ağzının suyu akar.

Kanaat’teki çorba seçkisi şehriyeli tavuk, pirinç, işkembe, mercimek, paça, yayla, domates çorbalarından oluşur. Ben, her defasında, öğlen vakti işkembe içerim burada. Şunu unutmayın, iyi yapılmış bir işkembe çorbası bir sarhoş yemeği değil, başlıbaşına ciddi bir çalışmadır. Mercimek ve paçası da lezizdir bana kalırsa.

işkembe-çorbası-1024x768

Et yemekleri arasında beğendili kebap, tandır, kuzu kapama, orman kebabı, kuzu ciğer dolma, çoban kavurma, elbasan tava, saç kavurma, hindi dolma, kağıt kebap her daim ön plana çıkar ve keyifle yenir. Bunların içinde en favorilerim, ciğer dolma ve saç kavurmadır. Her ikisinin de olağanüstü yağlı olduğunu ve pek çok damağa hitap etmediğini, özellikle sağlıklı yaşam konusuyla kafayı bozmuş bünyeler için hiç uygun olmadıklarını belirtmem gerekiyor.

Bunların dışında, mekanın döneri de şaşırtıcı derecede iyi gelir bana zaman zaman. Klasik kombinasyonumu yaparak döner ve beğendi alır, keyifle dışarıyı seyreder, hayallere dalarım. İyi bir işkembe çorbası üzerine, beğendili döner beni kendimden geçirir açık konuşmam gerekirse.

IMG_8512-e1419247833782-1024x768

Envai çeşit  zeytinyağlı arasında ise imambayıldı, arnavut ciğeri, fasülye pilaki, lahana dolması, taze bakla, enginar dolması severek mideye indirdiklerim arasındadır.

IMG_8501-1024x768

Bunların yanı sıra mekanın Özbek pilavı da, yağlı mı yağlı, ama insanın damağını çatlatan bir lezzettir.

Saymakla bitmeyen tatlılar arasından da kaymaçina, tel kadayıf, keşkül favorilerimdir. Ayrıca ayvalı kompostosuna da bayılırım.

IMG_84991-1024x768

Bütün bu yemekler, senelerce süren çalışmanın ve el emeğinin ürünüdür. Kanaat’in müşterileri de garsonları da ömür boyu vazgeçmezler buradan. Geleneği yaşatırlar. Bana kalırsa kentin en güzel lokantalarından birisidir. Hafiften pahalıdır, ama Hacı Abdullah gibi kendini fine dining sanan turistik bir işletme de değildir.

Bir gün İstanbul’un bir yakasından diğerine geçerken Üsküdar’ı kullanın bu lezzet noktasına uğrayın mutlaka.

Selmanipak Cad. No:9 Üsküdar İstanbul
http://www.kanaatlokantasi.com.tr
Telefon:0216 341 54 44

Share.

About Author

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

2 yorum

  1. Kanaat Lokantası’nı çok severim; yazınızı ilgiyle okudum bu nedenle… Siz de pek çok yemek yazarının düştüğü yanlışa düşerek -sanırım yazım hatası olmalı- ”saç kebap” olarak yazmışsınız… ”Saç kavurması” ne demek anlayamadım; yardımcı olur musunuz anlayabilmeme! Berberlerde kesilen saçları alıp da kavurmasını mı yapıyorlar?

Leave A Reply

Current ye@r *