Şok Yaşamak İçin Brekkie Breakfast Club’a Gidin!

İzin verirseniz, son dönemde beni en çok hayrete düşüren mekan diyebileceğim Brekkie Breakfast Club‘ı analiz etmeden önce, kendi vahim durumumu irdeleyeyim ufaktan:

Bu güzide blogun sayfalarına uzun zamandır tek bir kelime bile karalamadığımın farkındayım. Senelerce önce açtığım, bana bugüne kadar gastronomi konusunda bildiğim her şeyi kazandıran bu mecraya nasıl sırtımı döndüğüme benim de aklım ermiyor aslında.

Bunun nedeni, bir çeşit “yazar tıkanması” gibi gözükebilir dışarından baktığınızda. Olayı betimlemek için, “Yazamayan yazar sendromu” gibi uyduruk ifadeler de iyi gidebilir.

Ama dışarıdan bakmadığınızda, yani bendeniz gibi olayı bizzat yaşadığınızda, ortalıkta gözükmeyişim, yaşam mücadelesi, parasal kaygılar, yaygın tabiriyle “iş-güç” gibi lakırdılarla daha kolay açıklanabilir.

Hiçbir yaşam gailesi yazmaya engel değildir oysa ki…

Hiçbir faaliyet ortaya adam gibi metin koymaktan alıkoymamalıdır kendini yazar olarak tanımlayan kişiyi.

Yazıyla varolduğunu, aslında kendisini yaşama bağlayan tek dayanağın kelimeler olduğunu unutan bir adam, bilmem kaç aydır debelendiği sosyal medya çukurundan nasıl çekip çıkarabilir kendini?  Bu durumda “Alp Nasıl Kurtulur?” diye sormak lazımdır.

İki uyduruk poz verip kendini tanıtmak, üç tane fotoğraf koyup “yemek yazarıyım” diye Instagram’da böbürlenmek kolay gelmiştir belki de bu satırları yazan kişiye.

Bu dönemde, video ortamına biraz zahmetli de olsa, onlarca mekan videosu yüklemiş, belki de şırdan sallamayı, et tokatlamayı, isterik sesler çıkararak fokurdayan güveçlere salya akıtmayı beceremediği için kendini yabancılaşmış hissetmiştir.

Sözün özü, aslolan yazıdır.

Bendeniz nihayet kürkçü dükkanına geri dönmüş bulunmaktayım. Sabun köpüğü sosyal medya ne kadar cazip ve hızlı gözükse de yazı daima kalacak ve okunacaktır.

Bu ülkeyi gelecekte yönetecek ve yönlendirecek gibi gözüken genç kuşakların korkunç cahilliği, tembelliği, fırsatçılığı ve odaklanma eksikliği, bizi çok karanlık günlerin beklediği konusunda endişelendirse de, hiç mücadele etmeden her şeyi bu yeni kuşaklara teslim etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu ülkeyi kuran kişinin bir zamanlar dediği gibi: “Biz onların seviyesine ineceğimize, onlar bizim seviyemize çıksın…” En azından deneyelim…

Yazıya dönmek için de, ben şoklara gark eden Brekkie Breakfast Club‘u ve onun nefis öyküsünü anlatmaktan daha iyi bir başlangıç olamazdı diye düşünüyorum. Bu “dönüş” yazısının konusu, İstanbul’un hiç şüphesiz en başarılı kahvaltı mekanlarından birisi olan Brekkie. Amacımız da, dilimiz döndüğünce, bu hikayeye duyduğumuz hayranlığı tasvir etmektir.

Öyküsü olan mekanların giderek azaldığı bu ülkede, her saniyesi insanı büyüleyen Brekkie Breakfast Club ‘un muazzam başarı hikayesini okumak için bana katılın o zaman sevgili dostlar. Pişman olmayacaksınız.

Brekkie Breakfast Club Demek Kruvasan Demek

KRUVASAN TARİHÇESİ

Bu yazıya konu olan Brekkie Breakfast Club‘ın ana ürünü diyebileceğimiz kruvasanın, -kısacık da olsa-, nasıl ortaya çıktığını anlatmasam olmaz, diye düşünüyorum. Daha sonraki dönemlerde “Kruvasanın Tarihçesi” diye bir yazıya ilham verecek türden birkaç bilgi kırıntısı dökülse ortaya pek güzel olacak.

Croissant

Croissant

Genel algıya bakılırsa, Fransız icadı gibi duran, hem kahveyle, hem de çayla birlikte pek güzel mideye indirilebilen bu bol tereyağlı çörek, şeklinin hilale benzemesinden ötürü, “Croissant” şeklinde adlandırılmaktadır. (Aslında “büyüyen ay” da diyebilirsiniz)

Kruvasanın, yaygın inanışın aksine, Fransız değil, bir Avusturya icadı olduğunu söylesem ne dersiniz? Büyük ihtimalle buna sadece Türkler değil, Fransızlar bile inanmaz! Ama işin aslı, büyük olasılıkla olayın kökeninde, Kipferl adı verilen Viyana çöreği var. Üstelik de, efsaneye göre Osmanlıların ikinci Viyana kuşatmasının hemen ardından Türk bayrağındaki hilale ithafen ortaya çıkmış bu çörek. Ortaya çıkış şekli konusunda birçok farklı efsane var, ama bunlar ilerde okuyacağınız tarihçe yazımızın konusu olsun dilerseniz.

Bir de detay verelim: 1683’te kuşatmanın ortaya çıkmasından, 1770 tarihine kadar Fransızların konuyla pek ilgisi olmamış! Mesele Avusturya ile sınırlı kalmış çok uzun bir süre boyunca. Taa ki, Avusturyalı Marie Antoinette Fransız imparatoriçesi olup hem sarayı, hem de halkı bu güzel çörekle tanıştırana dek. Bugün Fransızlar kruvasanı milli yiyecekleri haline getirdilerse, anlayacağınız, bunu başını giyotinde kaybeden Marie Antoinette’e borçlular!

KRUVASAN NASIL YAPILIR?

Biraz da özelliklerinden bahsedelim: Kruvasan mayalı ve tereyağlı bir çörek çeşidi. Kruvasan hamuru, tereyağı ile beraber katlanarak tur verilmiş lamine, yani katlı hamurdur.  Tereyağını hamurun içerisine direkt karıştırmak yerine, yağı hamurun ortasına koyup bir bohça gibi hamuru kapatmak ve daha sonra hamuru merdane yardımı ile açarak katlamak ve sonra tekrar açmak esastır. Açma ve katlama işlemi birkaç kez tekrarlanmalıdır. Bu sayede tereyağını hamurun içerisine taşmadan ve eşit yedirebilirsiniz. (Dahası, ilerde bu blogda görebileceğiniz “Kruvasan Tarifi” yazısının konusu olsun)

Brekkie Breakfast Club, ilk gittiğim günden itibaren beni sürekli şaşırtan, hadi mütevazı olmayalım, tam manasıyla aklımı başımdan alan bir mekan. Kruvasanları ise bana kalırsa şehrin en başarılısı! Defalarca ziyaret ettiğim, her seferinde aynı lezzet ile beni hayrete düşüren, üstelik de tek ürünle bunu yapabilen, tam bir Avrupalı bu restoran.

O zaman hemen hikayesine kulak verelim Brekkie’nin…

Öyküsü Olan Lokantaları Seviyorsanız Brekkie Breakfast Club Tam Size Göre

Kruvasan dersini uzatıp siz okurları daha fazla çileden çıkarmayalım ve mekanın alışılmadık isminden başlayalım anlatmaya. Ürünleri yarı Avusturyalı, yarı Fransız da olsa, isimleri Avusturalya‘dan ithal edilmiş. Yani dünyanın öbür ucundan… “Brekkie” Okyanusya bölgesinde “Breakfast” (kahvaltı) kelimesinin kısaltılmış hali. Yani anlayacağınız, bu mekan tam bir kahvaltı kulübü.

Brekkie Breakfast Club

Brekkie Breakfast Club

Burada Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın katmerlisi var tam olarak. Ürün bizim kültürümüze yabancı, isim daha da uzaklardan geliyor ve mekanda tam Avrupalıların yaptığı gibi tek ürüne odaklı bir menü kurgulanmış. Normalde restoran açacak kişinin önüne bu fikir gelse, “Siz delirdiniz mi!” diyerek kovalar herhalde.

Peki ya sonuç: Tam da Avrupa’da olduğu gibi önünde kuyruklar var! Bizim memleket için hiç de alışılmadık bir durum desek yeridir. Yahu, Kadıköy’ün atıl kabul edilen, sakinleri pek de tekin olmayan Yoğurtçu Parkı gibi bir cenahının tam karşısında, kruvasan satıp önünde kuyruklar oluşturmak nasıl mümkün olabilir?

İstersen oluyor demek ki!

Bu fikrin arkasında, damağı ve inadı kuvvetli kişilerin olduğunu söylesem sizler için hiç de sürpriz olmaz diye düşünüyorum. Önce yemeğiniz lezzetli olacak, bu zaten bir ön koşul, sonra siz sebat göstereceksiniz ve tabir yerindeyse keçi gibi inatçı olacaksınız. Bir de üstüne, insan ilişkileriniz iyiyse, dünyanın neresinde olursa olsun başarılı olursunuz.

MUHTEŞEM BİR ÖYKÜ

Brekkie Moda’nın büyük başarısının arkasında Can Akdaşlı‘nın bulunduğunu bilenler biliyor. Ama öyküsünü bir de benden dinleyin. Önemli bir detay: Bu onun ilk başarısı değil! Daha önce, insanların kalbini pancake ve krepleri ile fetheden Munchies‘i kurmuş Can Bey. İlk günlerinde, istediği ilgiyi göremese de, zamanla Saint Joseph çevresinin de büyük ilgi göstermesiyle işleri uçuşa geçmiş. Munchies’de yakaladığı büyük başarının ardından, deyim yerindeyse bir süre kendini nadasa bırakmış. Kendi ifadesiyle, “bir yıl dinlenmeye çekilmiş”.

Tam bu dönemde şimdilerde eşi olan Cansu Hanım ile tanışmış. Bir yandan aşk hikayesi başlarken, öte yandan da, bugünkü projenin temellerini atan bir iş ortaklığı ortaya çıkmış.

Altı aylık bir laboratuvar çalışmasının ardından, Cansu Hanım ve Can Bey, pişirmeye başladıkları kurvasanların istedikleri seviyeye geldiğini görünce, artık dükkanlarını açmanın zamanı geldiğini anlamışlar. Brekkie Moda, ilk yerinde bu öykünün sonunda açılıvermiş. Yakaladığı başarının ardından da, ikinci ve daha büyük olan mekanlarını açmışlar. Burası aynı zamanda üretimlerini gerçekleştirdikleri yer haline de gelmiş.

Brekkie Breakfast Club

Brekkie Breakfast Club

Brekkie Breakfast Club, bugün hem kruvasanın Türkiye’deki tanımını değiştirmiş, hem de açıldığı bölgeyi, tabiri caizse “ıslah etmiş” durumda. Bir yandan İBB Kurbağalıdere’yi ıslah ederken, öte yandan Brekkie Moda, gelip ziyaret eden farklı müşteri kitlesi ile Yoğurtçu Parkı coğrafyasında ufaktan bir “gentrification” başlatmış. Devamı nasıl gelecek merakla bekliyoruz tabii ki.

Brekkie Breakfast Club Lezzetlerinin Sırrı

Elbette iyi bir kruvasanın alamet-i farikası, öncelikle tereyağının damaklara bayram ettirecek şekilde lezzetli olması. Market tereyağı ile yapılan bir kruvasanın insanda mutluluk yaratması hiç şüphesiz mümkün değil.

Doğal olarak, Brekkie Moda’nın “laboratuvar” sürecinde Anadolu’da kapsamlı bir tereyağ arayışı gerçekleştirdiğini söylesek yanılmış olmayız. Sonunda Tire‘de buldukları bir mandıradan alışverişlerini yapmaya başlamışlar ve lezzet nihayet yerini bulmuş. Bugün Tire’deki o muhterem mandıra tamamen onlar için üretim yapıyormuş.

Brekkie Breakfast Club

Brekkie Breakfast Club

Tabii ki diğer bir mesele Cansu Hanım’ın lezzetli elleri… Fabrika tarzı üretime her daim karşı çıkan Brekkie yaratıcıları, elcağızları ile taze taze kruvasanları ve mis gibi tereyağları ile ziyaretçilerinin başlarını döndürüyorlar.

Mekana gelen misafirlerin önünde geniş bir menü açılıyor. Her bir kalemi anlatmak kuşkusuz olanaklar dahilinde değil. Her şeyin bazında kruvasan ve kruvasan hamuru var hiç şüphesiz.

CROWİCH

Benim kişisel tercihim, seçimimi onların “crowich” dediği, kruvasan sandviçler arasından yapmak yönünde. On çeşitten fazla “crowich” var menüde. Bendeniz “Red” ve “White” ile gayet mutlu oluyorum açık konuşmak gerekirse.

Red, içinde füme et, füme kaburga, cheddar, mozarella, yeşillik bulunan bir güzellik. Üzeri hafif çıtır, içi yumuşacık ve tereyağ kokan bu lezzeti bugüne dek birkaç defa mideye indirdim ve her seferinde memnun kaldım.

White ise başka bir şarkının konusu: Füme hindi, cheddar, mozarella ve yeşillik ile oluşturulmuş, “daha sağlıklı” bir versiyon ve ilk denediğim günden beri ona bayılıyorum ben.

Tütsülenmiş dana sosis, cheddar ve mozarella ile yarattıkları “Cro Dog” ve füme somon, dereotlu krem peyniri, kapari ile hazırladıkları “Smoked Salmon” da ayrı bir nefaset.

Brekkie Breakfast Club - Smoked Salmon

Brekkie Breakfast Club – Smoked Salmon

Mekan günün her saati dolu olsa da, aslında kahvaltı zamanlarında daha çok kalabalık oluyor. Yer bulabilmek için saat 9 civarında önünde olmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yoksa sıra beklersiniz.

WORLD OF BREKKİE

Menülerindeki “World of Brekkie” başlığına göz attığımızda, çeşit çeşit kahvaltı kombinleri ile karşılaşıyoruz. English, French ve Turkish seçenekleri, bize coğrafyaya bağlı olarak değişim gösteren, yine kruvasanı merkeze almış kahvaltı alternatifleri sunuyor. Bana naçizane fikrimi sorarsanız eğer, iki bebek kruvasan, sucuk, göz yumurta, tulum peyniri, siyah, yeşil zeytin, salatalık, domatesten oluşan Türk usulü kahvaltıya gönlümü kaptırdım diyebilirim.

Brekkie Breakfast Club - World of Brekkie

Brekkie Breakfast Club – World of Brekkie

BREKKIE EGGS

Brekkie Breakfast Club’da yumurtalar da ayrı bir ziyafet unsuru. Egg Boat (Ezine peyniri ve çırpılmış yumurta, kruvasan ile), Crobenedict (kruvasan üzeri poşe yumurta Hollandaise sos ile), Croscrambled (kruvasan üzeri çırpılmış yumurta), Brekkie Çılbır gibi insanı baştan çıkartması kuvvetle muhtemel afetler arasında seçim yapmakta zorlanıyorsunuz.

Brekkie Breakfast Club

Brekkie Breakfast Club

SWEET BREKKIE

Tabii tatlı sevenler de unutulmamış Brekkie Moda‘da; menünün bu güzide kısmında ağırlıklı olarak kruvasan arası lezzetler mevcut. Lotuslu pastacı kreması ile yaptıkları Lotusserie, Baklava adını verdikleri Antep fıstıklı güzellik ve Tiramusunun kruvasancası diyebileceğimiz Cromisu benim favorilerim arasında. Bunları yerken insan “bu kruvasan ne biçim bir şey yahu, arasına ne koysan lezzetli oluyor!” demekten kendini alamıyor.

Brekkie Breakfast Club - Baklava

Brekkie Breakfast Club – Baklava

COOKIES

Biraz konu dışına çıkmak isterseniz kuki yiyebilirsiniz Brekkie’de. Çifte çikolatalı, fıstık ezmeli, yulaflı, limonlu, portakallı çeşitleri mevcut. Resmen damakta eriyen, hem çaya, hem kahveye nefis eşlik eden  çalışmalar yapmışlar. Hemen hepsine hayran kaldım. Üstelik de büyük büyük, insanı ziyadesiyle doyuran cinsten lezzetler bunlar.

QUICHES

Biraz daha konu dışına çıkmak isterseniz kiş de mideye indirebilirsiniz Brekkie Moda’da. Ispanaklı, üç peynirli, brokoli ve cheddarlı kişler, -yine biraz uçalım- insanı uzak diyarlarda yolculuklara çıkartacak cinsten çalışmalar. Kendi adıma şöyle ifade edeyim, ıspanaklı kişi yerken birkaç saniye gözlerimi kapatıp hayal kurdum. Kısa bir saygı duruşunu hak eden bu yemeği, umarım sizler de bir gün yersiniz.

ÇAYLAR, KAHVELER, MOCKTAİLLER

Bu kadar yemeğe ne eşlik eder diye düşüyorsunuz hiç şüphesiz. Çeşit çeşit çay, saymakla bitmeyen sıcak ve soğuk kahveler ve üstüne üstlük, rengarenk mockteyller ile muazzam bir menü sunuyor Brekkie Breakfast Club. Bunların detaylarını incelemek için menü ‘ye tıklamanız yeterli.

Brekkie Breakfast Club - Kahve

Brekkie Breakfast Club – Kahve

Brekkie Breakfast Club - Mocktail

Brekkie Breakfast Club – Mocktail

Son Yorum: Brekkie Breakfast Club İnsanın Başını Döndürüyor

Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, son yıllarda bu ülkede gerçekleştirilmiş en başarılı restoran projesi Brekkie Breakfast Club. Bu ekonomik koşullarda, herkesin sinek avladığı, lokantaların kendilerini göstermek için sosyal medyada binbir maymunluğa başvurduğu bir dönemde, bu mekan, zor bir konumda ve zor bir ürünle kapalı gişe oynuyor. Üstelik de kapalı olduğu Pazartesi günü hariç, haftanın her günü, günün her saati.

Sadece İstanbul’un En İyi Kahvaltı Mekanları arasında değil, en iyi restoranları arasında da ilk beşe girebilecek bu işletme önünde bizlere sadece şapka çıkarmak düşer!

Mutlaka gidin ve ziyaret ettiğinizde benden selam söylemeyi ihmal etmeyin sakın.

Brekkie Croissant & Cookie Menu, Reviews, Photos, Location and Info - Zomato

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This