Davranış psikolojisinde “Asch Deneyi” denen efsanevi bir deney vardır. Asch deneyi, 1953’de yayımlanan, insanın karar verme sürecinde, çevresinin etkisinin ne denli önemli olduğunu anlamaya çabalayan çığır açıcı bir çalışmadır. Deneyi Polonya asıllı ABD’li sosyal psikolog Solomon Asch yürütmüştür. Sonra pek çok versiyonu çıkan bu deneyin özünde, katılımcıların bir tanesinin olaydan habersiz, geri kalanın ise kendilerine yüklenen rolleri üstlenmiş olması yatar. Çok büyük sıklıkla görülmüştür ki, olaydan habersiz olan katılımcı, belirli bir süre sonra, kendi görüşlerine aykırı da olsa, toplumun fikirlerini benimseme eğilimindedir. Peki ben neden anlattım şimdi bütün bunları? Çünkü, sevgili dostlar, Tatar Salim ile ilgili yazdığım yazıyı okuyan-okumayan kim varsa, İstanbul’da, hatta Türkiye’de “en iyi döner nerede yenir” konulu monologlarını benimle paylaşma inceliğini gösterdi son birkaç haftada. Milletimizin ne kadar paylaşımcı olduğunu öğrenmek haricinde, iki önemli bilgi daha edindim bu güzide süreçte: 1-Nüfusun %99’unun “generalist” olduğu ülkemizde neredeyse herkes döner konusunda uzmanmış. 2-Çoğu kişi “Aaa Bayramoğlu’da yemedin mi daha?” diyerek beni ayıplama eğiliminde bir yaşam sürmekte. Son iki haftadır o kadar çok Bayramoğlu lafı işittim ki, bu yazıyı yazmak, ya da “en lezzetli döner nerede yenir?” sorusuna yanıt aramak için Bayramoğlu’na gitmeme bile gerek kalmadı aslında. Topluma uyma yalakalığımı görse, sevgili Asch mezarında sevincinden iki takla atardı herhalde. Ama kalktım gittim bu lokantaya. İnanın bana, içimde bir “karşı tepki” geliştirmeden, önyargısız, en sevecen halimle gittim. Şaka bir yana, bu kadar insanın tavsiye ettiği bir lokantayı denemeden olmazdı.

Bayramoğlu Döner, Kavacık kırsalının gayet merkezi bir noktasına yerleşmiş, Kavacık’ı bulduğunuzda ıskalamanızın imkansız olduğu bir yerde konuklarını ağırlamaktadır. İkinci köprü yolundan gelirken, -hangi yönden geliseniz gelin- “Kavacık” oklarını takip ettiğinizde bulabilirsiniz burayı. Web sitesinde yeterli bir kroki de mevcut. Hemen yanında 5 TL karışılığında arabanızı park ettiğiniz bir otopark sizi karşılıyor. Yani çok yoğun zamanlarını bilemem ama, park sıkıntısı çekilmiyor gibi. Derme çatma bir binada hizmet veriyor Bayramoğlu , içerisi köhnemiş bir esnaf lokantası havasında. Çok özenli bir görüntü beklemeyin. Daha çok kaotik bir koşuşturma göreceksiniz içeri girer girmez. Müşteri sayısı kadar garsonun olduğu işletmelerden biri burası. İçeri girenler heyet tarafından karşılanıyor, yerlerine oturtuluyor ve yine bir garson heyeti tarafından yolcu ediliyor. Buna diyecek bir şey yok. Jet hızıyla yapılan servisin açılış cümlesi, “hoşgeldiniz”den ziyade, “bir mi, birbuçuk mu?”. Yani kısaca diyorlar ki, “sen buraya döner yemeye geldin, kapa çeneni, dönerini ye ve sonra yoluna…”

Mekana şöyle bir baktığımda toplumun her kesiminden insanın burada olduğunu görüyorum. Gerçekten de fakiri zengini, dindarı, zındığı, kadını, erkeği, sosyetiği ve entelinden müteşekkil tuhaf bir kompozisyon karşılıyor beni. Bu topluluk, Türk toplumunun kanayan yarası olan “kutuplaşma” mevzuunun Bayramoğlu Döner sözkonusu olduğunda ortadan kalktığı konusunda bir ipucu veriyor bendenize. “Demek ki kurtuluş dönerdeymiş,” diyorum kendi kendime…

Efsanevi dönerden önce son derece sıradan ve sıkıcı bir salata getiriyorlar. Olsa da olur, olmasa da olur. Küçük biber turşuları geliyor masaya. Yemediğim için tadı konusunda size fikir veremeyeceğim, zira yemek öncesi dudaklarımı davul gibi şişirip ana yemeğin tadını almamı engelleyecek biberler beni bozuyor. Patates kızartması da bu ikramın bir parçası olarak arz-ı endam eyliyor. Pek bir özelliği var diyemem. Ayran sipariş edince doğrudan, marketlerden de alabileceğim bir kapalı ayran getiriyorlar. O yüzden pek yorum yapılacak bir durum yok.

Gelelim Türk toplumunu derinden sarsan, her anlatanın salyalarını akıtan, yedi düvelin duyduğu, sağır sultanın bile yorumladığı, sadece masallarda karşınıza çıkacak, yemeyenin hiç sevmemiş-sevilmemiş sayıldığı, yiyenin ise koltuklarını kabarta kabarta dolaştığı, eşsiz, olağanüstü, olağandışı, perpetuum mobile misali kendi kendinin yaratıcısı ve enerji kaynağı, insanoğlunun en büyük icadı Bayramoğlu dönerine…

Beğendim; iyiydi, hoştu, olması gerektiği gibi yağlıydı, hafif pembemsiydi, suluydu. Güzelim lavaşın içine dürüldüğünde insana mutluluk veriyordu. Tuzu azıcık fazlaydı, ama gerçekten benim tam sevdiğim gibiydi.

Lakin Kapalıçarşı’da havuzlu lokantada beğendi eşliğinde mideye indirdiğim dönerin yanında esamesi okunacak bir döner değildi. Kusura bakmayın.

Ve tabii bu satırları okuyup, diğer yazdığım yazılarda olduğu gibi, sanki kendi lokantasını savunurcasına tuhaf tuhaf yorumlar yazanlara küçük bir not:

BUNLAR BENİM GÖRÜŞLERİM. BEN BİR OTORİTE DEĞİLİM. KİŞİSEL ALMA BEBEĞİM…

Sağlıcakla…

Bayramoğlu Döner

Rüzgarlıbahçe Mah. Cumhuriyet Cad.
Seyfi Baba Sok. No:2
Kavacık, Beykoz, İstanbul – Asya
Tel: +90 216 413 00 45, +90 216 413 00 46

Yazar Hakkında

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This