Geçen hafta içinde hoş bir etkinliğin parçası oldum. Bunu anlatmadan edemeyeceğim. Yerleşik koleksiyonundan hayli keyif aldığım İstanbul Modern‘de bir Mekanist etkinliği kapsamında, rehber eşliğinde “Yüzyıllık Aşk” ve “Çok Sesli” isimli güncel sergileri gezdik. Aşağı yukarı bir saatlik bir turdu ve benden söylemesi, sizler henüz gitmediyseniz ve İstanbul Modern’i bu sergiler için ziyaret edecekseniz daha fazla zaman ayırmalısınız.

Yüzyıllık Aşk, Türkiye’de sinema ve seyirci ilişkisi kendine konu edinen, sinemanın 100. senesini kutlamayı amaçlayan hoş bir sergi. 1914 senesi, ülkemizde bu anlamda ilk gösterinin yapıldığı tarih olarak kabul ediliyor. İstanbul Modern’deki bu serginin, bugüne kadar sinema ile ilgili yapılmış çalşmalara göre ciddi bir farkı da var: Konuyu seyirci bakış açısından ele alıyor. Sinema salonlarını “seyirci mabedleri” olarak ele alıyor bu sergi. Seyircinin sinema ile ilişkisini oluşturan gazete ilanları, film broşürleri, dergiler, afişler gibi belgelerin yanı sıra, sinema seyircisinin fanatizmini de ayrı bir bölümde sunuyor. Belgelere dayalı böyle titiz bir çalışmanın, iki küratörden birisi olan Gökhan Akçura’nın başının altından çıktığına kalıbımı basarım. Diğer küratör Müge Turan ile de gezimiz sırasında tanışma fırsatım oldu. Bu güzel çalışma için kendisini tebrik etmek isterim.

IMG_7055

Sinema ve filmleri çok seven, konuya yakın ilgisi olan benim gibi insanlar için biçilmiş kaftan bu sergi, kesinlikle tavsiye ederim. Türk sinemasından hazzetmeyen, ama sosyal bir olgu olarak varlığını ve etkilerini kabul eden kişiler için de enteresan bir çalışma diyebilirim.

Diğer sergi ise “Çok Sesli” ismini taşıyor. Temel amacı ise Türkiye’de görsel ve işitsel sanatlar arasındaki etkileşimlere işaret etmek ve bu alandaki güncel üretimlerden bir seçki sunmak şeklinde tanımlanmış.

IMG_7117

Görsel ve işitsel olanı bir arada düşünen sanatçıların son dönem çalışmalarını sunan sergideki resim, heykel, video ve yerleştirmeler; ses ve müziği bir tema, kavram ya da sorunsal olarak görselleştiriyor veya farklı müzik ve ses biçimlerini bir metafor ya da ifade aracı olarak kullanıyor.

Sergide Nevin Aladağ, Fikret Atay, Semiha Berksoy, Hüseyin Çağlayan, Ergin Çavuşoğlu, Burhan Doğançay, Cevdet Erek, Borga Kantürk, Servet Koçyiğit, Füsun Onur, Ferhat Özgür, Sarkis, Erinç Seymen, Merve Şendil, Hale Tenger, Vahit Tuna, gibi sanatçıların çalışmalarına yer verilmiş. küratörler ise Çelenk Bafra, Levent Çalıkoğlu…

IMG_7145

İki sergiyi gezerken, Bülent Ortaçgil’le yapılan bir söyleşiye denk gelmek de keyifli bir tesadüftü diyebilirim. “keşke biraz daha fazla zamanım olsaydı” diyerek bitirdiğim bir gezinti oldu.

Buraya geldiğinizde hem güncel sergilere, hem de koleksiyona zaman ayırmalısınız.

Sanatın ve müzeciliğin yerlerde süründüğü, ama “ah bize bir fırsat verilse neler yapardık, inanılmaz potansiyelimiz var oysa ki” yalanlarının cirit attığı ülkemizde, adeta bir vaha burası…

IMG_7134

Yazar Hakkında

Alp Artam

Çevremdeki lokantaları gezip gördüklerimi, yaşadıklarımı, yediklerimi ve tüm bu deneyimden ruhumda arta kalan izlenimleri yazıyorum. Beni tüm sosyal medya kanallarında, ama özellikle Instagram'da takip edebiliriniz.

İlgili Yazılar

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

Share This